3 Mayıs 2013 Cuma

TDED Sivas Şubesi'nde  “Tasavvuf ve İnsan" Konferansı
 
     Ömer Tuğrul İnançer, Cumhuriyet Üniversitesi Edebiyat Kulübü ve Türkiye Dil Edebiyat Derneği'nin ortaklaşa düzenlediği “Tasavvuf ve İnsan" konulu konferansa katıldı.
     Saygı duruşunun ardından okunan İstiklal Marşı ile başlanan konferansa öğrenciler tarafından yoğun ilgi gösterildi.
 
     Konuşmasını yapmak üzere kürsüye çıkan İnançer, tasavvufla insanın arasına kesinlikle ‘ben’  kavramı konulmaması gerektiğini belirterek her insanın farkında olarak veya farkında olmadan tasavvufa tabii olduğunu söyledi.
 

 
HER VAKİT GEREĞİ GİBİ YERİNE GETİRİLMELİ
 
     Sabah-ı Şerifleriniz hayırlı olsun sözünün tam bir tarikat terbiyesi içerisinde kullanılan bir söz olduğunu ifade ederek “Çünkü her tarikatta yani tasavvuf ekolünde gülbant denilen dualar vardır. Vakt-i Şerif hayırlı olsun diye başlar. Bu nasıl oluyor, mübarek olsun demekle olmaz. Aslında burada bu mübarekliğin farkına var temennisi verilmeye çalışılıyor. Bunun gibi tüm vakitler hayırlıdır. Yalnız vaktinde yapılmak kaydıyla. Ders zamanı ders, sohbet zamanı sohbet, namaz zamanı namaz, eğlence zamanı eğlence. Yani her vakit gereği gibi yerine getirilirse vakt-i şerifler hayırlı olur, aksi yapılırsa şer olur” dedi.
 
     Gaybın bilinmeyen değil de beş duyu organlarıyla algılanmayan şeyler olduğunu söyleyen İnançer, “Mesela başınız ağrıyor, bunu ispat edebilir misiniz. Hayır, ama buna  inanmak durumundayız. İşte bu imandır. Onun için efendimizin (SAV) tebligatına inanmak imandır. Onun tebligatını yaptırıma koymak ise ilimdir. İlim safhasından, iman safhasına geçen pek fazla kişi görmedim; ama muhabbet safhasından ilim safhasına geçen pek çok kişi gördüm.” şeklinde konuştu.
     Şeriat ve tarikatın birbirine sıkı sıkıya bağlı olması gerektiğini ifade eden Dinçer, bu iki unsurun birbirinden ayrı olması halinde din kurumunun asıl görevi olan kişiyi ilerletmek ve yükseltmek vasfını yerine getiremeyeceğini vurguladı.
 
     Türkçemizin sadeleştirme adı altında gittikçe zayıflatılmaya çalışıldığını  söyleyen İnançer, “Yabancı kelimelerden arındırma adı altında bunu yapıyorlar; ama bu yabancı kelimeler sadece Arapça ve Farsça kökenli olursa atılıyor. Fransızca, İtalyanca, İspanyolca, İngilizce olursa atılmıyor. Kelime hazinemiz azaltıldığı için kelimelerin ifade ettiği anlam çok fukaralaştı. Algılama olayı da bedenimizin algılandığı beş duyuya indirgeniyor. Bu nedenle maddi ve manevi meselelerin beş duyuya hitap ettirilerek algılanması sağlanıyor.” dedi.
 
BEYİN DÜŞÜNCEYİ, KALP DUYGUYU TEMSİL EDER
 
     Beyin ve kalbin duygu ve düşünceyi temsil ettiğini söyleyen İnançer, duygusuz ve düşüncesiz kesinlikle olunamayacağını belirterek bunların oranlarının zamana ve mekana  göre farklılaşabileceğini ifade etti.
 
     Cemaatin bir insan topluluğu olduğuna değinen İnançer, tarikatin ise bir prensip olduğunu söyleyerek herkesin cemaate üye olma zorunluluğu olmadığını belirtti ve ekledi: “Tarikat herkesin işi değil; erkesin işidir”
 
     İlimin temelinin sevgi olduğunu ifade ederek konuşmasını sonlandırdı.
 
     Daha sonra Cumhuriyet Üniversitesi Rektör Yardımcısı Hüseyin Yılmaz tarafından İnançer’e plaket sunuldu.
 
     Programın sonunda Edebiyat Kulübü Başkanı Günay Turak kısa bir konuşma yaparak, İnançer’e teşekkür etti ve gayelerinin Allah’ın rızasını kazanmak olduğunu sözlerine ekledi.
 
TDED Sivas Şubesi
Yetiştirme Yurdu Öğrencilerine Doğum Günü Sürprizi

     Nisan ayı doğumlu dört çocuk için 100. Yıl Yetiştirme Yurdu bahçesinde düzenlenen kutlamaya Belediye Başkanı İrfan Dinç ve eşi TDED Çankırı Şube Başkanı Zeynep Dinç, Belediye Meclis Üyesi Fatma Öztürk, birim müdürleri ve yetkililer katıldı.

     Pasta kesiminin ardından çocuklar için hazırlanan doğum günü hediyeleri takdim edildi. Tüm gece süren kutlamada hem çocuklar hem de konuklar eğlenceli dakikalar geçirdi.



     TDED Çankırı Şube Başkanı Zeynep Dinç, doğum günü çocuklarının özel gününü tek tek kutlayarak çocuklarla fotoğraf çektirdi.



     Gecenin sürprizi ise Yetiştirme Yurdunda kalan çocukların manevi annelerine yaptıkları jest oldu. Nisan ayında doğan anneleri Zeynep Dinç’in de doğum gününü kutlayan çocuklar, üzerinde hep birlikte çekindikleri fotoğrafın basılı olduğu ve “İyi ki doğdunuz, iyi ki varsınız” yazılı tabak hediye ettiler.



TDED Çankırı Şubesi

2 Mayıs 2013 Perşembe

Mayıs 2013 "Cumartesi Buluşmaları" Takvimi
 
DİL ve EDEBİYAT Dergisi 53. Sayı Çıktı


“Tarihdeş Bir Milletin Yolculuğu”

     Aynı tarihi paylaşmak sadece geçen zamanı birlikte yaşamak değil aynı havayı aynı suyu ortak bir mekânda yoğurup adına medeniyet denilen bir birlikteliği inşa etmektir. Üzeyir İlbak “Tarihdeş Bir Milletin Yolculuğu”nu anlatırken “Ahlat Şehitliği ile Çanakkale Şehitliği bu coğrafyayı paranteze alan en özel mekanlardır” demekte ve bütün reelpolitik söylemleri, endişeleri, ithamları yersiz kılacak bir gerçekliği hatırlatmaktadır.

     Ülkemiz edebiyat ve kültür hayatının toplumsal gelişmelerle ilişkisi belki de her toplumdan daha fazladır. Bunun yaşadığımız coğrafyada son iki asırdır dinmeyen çalkantılı, sancılı toplumsal değişmelerle yakından ilgisi bulunmaktadır. Son dönemde ve özellikle de “barış süreci”nde edebiyata da yüklenecek misyon bu paralelde ve onun yaşananlara duyarsız ve ilgisiz kalamayacağı şeklindedir. Bu durumun en açık tanığı elbette zaman olacaktır.

     Dil ve Edebiyat dergisi 53’üncü Mayıs 2013 sayısında tarihin tanık olduğu sürece katkı sunan bir sayı ile çıkıyor. Üzeyir İlbak’ın “Tarihdeş Bir Milletin Yolculuğu” başlıklı yazısını kapağına taşıyarak; İlbak’ın “Ahlat Şehitliği ile Çanakkale Şehitliği bu coğrafyayı paranteze alan en özel mekanlardır” cümlesinde ifadesini bulan ortak yaşanmışlıklarla dolu en az bin yıllık bir parantezi açmaya davet ediyor.

     Dil ve Edebiyat dergisindeki yazısında dergimiz Genel Yayın Yönetmeni Üzeyir İlbak, özellikle “barış süreci”nde yaşanan gelişmeleri medeniyet perspektifinden ele alıyor. İlbak bu bakış açısıyla meseleyi kavramsal ve duygusal yönlerden kuşatıcı bir yaklaşımla değerlendirmeye çalışıyor.

     İlbak yazısına “Hemdert olmak”ı hatırlatarak başlıyor: “Hemdert olmak, felaketlerin, ıstırapların, cehalet ve aymazlıkların ülkemiz coğrafyasında inşa ettiği düşmanlıklardan etkilenen ana-baba-kardeş insanlarımızın dert ve kayıplarını sayısallaştırmadan, karşılıklı istatistik verileri üzerinden gönülleri daha fazla karartmadan hepsiyle özdeşleşerek bir başlangıç yapmaktır.”

     Bu ifadeler, “etnik ve dinî kimlikler üzerinden” yapılan suni tanımlamalarla “cendereye sıkışmış/sıkıştırılmış halimizden da kurtuluşun anahtarı gibi sunuluyor.

     İlbak’ın yazısında üzerinde durduğu temel problem özellikle Cumhuriyet’le birlikte “bin yıllarla tanımlanan ortak tarih”in yok sayılmış ve “son seksen yılda görmezden gelinmiş” olmasıdır. “Tanzimat’la başlayan ‘ötekileştirme’ ve ‘tek-tip insan üretme’ çabası Cumhuriyet’in ilanından yirmi yıl sonra anayasaya konularak bu coğrafyanın insanları isyan ettirici bir etnik homojenlik cenderesine sıkıştırılmıştır.”

     Yazıda çeşitli raporlardan yapılan alıntılarla bu sıkışma, sıkıştırma hâli örneklendiriliyor: 1940 yılında yayımlanan CHP Azınlıklar Raporu’undan yapılan alıntı şöyle:

     “Vilayet ve kaza merkezlerinde, hükûmet ve belediye dairelerinde ve diğer kuruluşlarda, okullarda, çarşı ve pazarlarda Türkçeden başka dil kullananların cezalandırılması. Bölgeye gidecek yabancı kişi ve kuruluşların hükümetten izin almaları gerekmektedir. Ermeni mülklerine yerleşmiş Kürtler, yerleştikleri yerlerden çıkartılarak eski yerlerine veya batı bölgelerine gönderilmeli ve demografik yapı değiştirilmelidir. Dersim bir an evvel Kürtlüğe karışmaktan kurtarılmalıdır. Olağan mahkemelerde ve sıkıyönetim mahkemelerinde asker ve sivil 'yerli' hâkim [yani Kürt] bulunmayacaktır. Görkemli hükûmet konakları kurulmalıdır. …Kürtler Türkleştirilmelidir! Kürt meselesi Türkiye'nin en mühim meselesidir. Yol yapımına öncelik verilmelidir. Asimilasyonun ilk şartı dil öğretmektir.”

     İlbak, “Ötekileştirme ve yargılamadan mahkûm etme devlet politikası hâline getirilerek sistematik bir şekilde uygulandı ve son bir asır, bu coğrafyada yaşayan dini ve etnik topluluklara zehir edildi.” tespitini yaptıktan sonra benzer yaklaşımın yakın dönemde de sergilendiğini şu cümlelerle belirtiyor: “Bulgar zulmüne ve Belen sürgünlerine resmî ağızlardan ağıt yakıldığı günlerde Diyarbakır cezaevinde işkence sesleri duvar dışına taşıyor, köylerde dışkı yedirme merasimleri düzenleniyordu.”

     Ortak tarihi yok sayma anlayışıyla üretilen politikalar, uygulamaların aksine yazıda belirtildiği gibi “Anadolu çok kültürlü, çok dinli, çok topraklı kadim medeniyetlerin art arda ve bir arada yaşadığı coğrafya”dır. “Bu topraklar” İlbak’ın ifadesiyle “Anadolu, Mezopotamya, Kafkasya, Akdeniz ve Karadeniz’dir. Anadolu medeniyeti ve kültürleri, semavi dinlerden de beslenerek birbirlerini etkilediler, geliştirip, büyüttüler ve temasta bulundukları Avrupa medeniyetlerini de etkilediler. Anadolu, Akdeniz havzasının ve Ege kültür varlığının tüm değerlerini kendi muhteva hamurunda yoğurarak derleyip toparladı, büyülü bir bireşim meydana getirdi.”

     İlbak bunun üzerinde şu hatırlatma/uyarıyı yapıyor: “‘Otuz yıllık’ aymazlık üzerinden bu coğrafyanın insanlarına ve tarihi birikimine öfke kusanlar, biraz durup bu coğrafyanın şehitliklerine göz atmalı ve aynı inançla bir Fatiha okumalı. Bilinmeli ki, Ahlat Şehitliği ile Çanakkale Şehitliği bu coğrafyayı paranteze alan en özel mekanlardır. Anadolu'nun doğu kapısında da batı kapısında da birlikte şehit olduk; kanlarımız bu topraklara anlam kazandırdı. Alpaslan’ın Cuma hutbesini birlikte dinledik Anadolu’nun Malazgirt kapısında… Buğday çorbasını paylaşan mektepli çocuklarla Çanakkale’de ‘süngü taktık’. 1071’de ortak rüyanın adı Anadolu’ydu. 1918’de de aynı rüya için Anadolu'nun en batı noktası Çanakkale'de bin yıllık ortak rüya yok olmasın diye birlikte şehit olduk; karındaşlığın ötesinde bir kardeşlikle, kanlarımızı yatacağımız topraklara katık ve gelecek yaparak. Son büyük ortak rüya Çanakkale mücadelesinin üzerinden bir asır bile geçmeden ellerimizle rüyalarımıza katran döktük.”

     Aslında “Tarihdeş Bir Milletin Yolculuğu” yakın geçmişteki suni durumun geçiciliğine vurgu yapıyor. Gelecek perspektifini de böylece çiziyor: “birlikte yaşama kültürüne aşina bu topraklar Türk, Kürt, Çerkez, Laz, Kafkas, Arap, Süryani, Asuri… dil ve kültürleriyle birbirini aşılayarak daha da zenginleşmeye devam edecekler. Anadolu, mevcut dil ve kültür zenginliğini yeni değerlerle besleyerek daha da büyütecektir. Farklılıklar bu toprakların zenginliği olmaya devam edecektir.”

     “Geleneğimize dönüp bu toprakların kadim halklarıyla ‘eşit’ yurttaşlar olarak barışmak, helalleşmek, her bir topluluğun kendisi kalarak, kültürlerini yaşatarak ve her bir değerin “Göklerin ve yerin yaratılması ile dillerinizin ve renklerinizin ayrı olması, O'nun ayetlerindendir. Şüphesiz bunda, bilenler için gerçekten ayetler vardır” [Kur’an 30/22] hakikati gereği, farklılıkların  ‘yaratılmış bir ayet olduğu’ gerçeğini benimseyerek yeni bir asrın ilk çeyreğinde gelecek büyük vizyon sahibi ülke idealine katkı vermek zorundayız.”

     Dil ve Edebiyat dergisi 53’üncü sayısında Üzeyir İlbak’ın “Tarihdeş Bir Milletin Yolculuğu” başlıklı yazısını kapağına taşıyarak tarihi sürece katkı sunan bir sayı ile çıkıyor.

Dil ve Edebiyat dergisinde öne çıkan diğer başlıklar ise şöyle:
Müçtehit Şair: Sezai Karakoç/ Zafer Acar
Bir Gönül Şairi: Yunus Emre/ Mustafa Özçelik
Necip Fazıl’ın Sinema Anlayışı ve Senaryo Romanları/ Mustafa Miyasoğlu
Otobüs –günlük- / Özkan Şahin

TDED Çankırı da "Asım'ın Nesli, Akif'in Torunuyla Buluşuyor..."

     3 Mayıs 2013 Cuma günü saat: 20.00'de Mehmet Âkif Ersoy'un torunu Sn. Selma Argon ile söyleşi programı 100. Yıl Kültür Merkezinde yapılacaktır. Katılım ücretsiz olup halka açıktır.



TDED Çankırı Şubesi
TDED Sivas Şubesi'nden Neyzenler Gecesi

     Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Sivas Şubesi ney kulubü öğrencileri konser verdi. Cumhuriyet üniversitesi konferans salonunda düzenlenen konsere çok sayıda davetli ve öğrenci katıldı. Yoğun ilginin yaşandığı konserde öğrenciler merdivenlere oturarak ya da ayakta izlediler.

     Hicaz, hüzzam ve acemaşiran makamlarında ilahilerin seslendirildiği konsere ünlü Neyzen Cemalettin Biçer'de katıldı. Yaklaşık üç yıldır TDED Sivas şubesinde eğitim gören 17 neyzen aynı anda tek ses halinde güzel eserler icra ettiler.


TDED Sivas Şubesi

24 Nisan 2013 Çarşamba

TDED Kahramanmaraş ile Abdurrahim Karakoç Konulu Unutulmayacak Bir Konferans

     Son dönem Türk halk şiirinin en büyük şairlerinden biri olan Mihriban şairi Abdurrahim Karakoç, vefatından sonra tüm yurtta çeşitli etkinliklerle anılıyor. Bu etkinliklerden biri de şairin memleketi olan Kahramanmaraş’ta gerçekleşti ve Karakoç, Kahramanmaraş Belediyesi ve Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Kahramanmaraş Şubesi tarafından düzenlenen bir konferansla anıldı.

     “Suları Islatan, Alevi Üşüten Şair: Abdurrahim Karakoç” konulu konferans, Abdurrahim Karakoç ile ilgili araştırma ve yazılarıyla tanınan araştırmacı/yazar Ramazan Avcı tarafından verildi. Necip Fazıl Kısakürek Kültür Merkezinde düzenlenen konferansa Belediye Başkan Yardımcısı Cevdet Kabakçı, Kültür ve Turizm İl Müdürü Seydihan Küçükdağlı, KSÜ Eğitim Fakültesi Dekanı Niyazi Can, Kahramanmaraş Belediyesi Kültür Müdürü Serdar Yakar, Kahramanmaraş Belediyesi Bilgi İşlem Müdürü Hasan Balbaba, Eğitim Birsen Kahramanmaraş Şubesi Başkanı Adnan Alagöz’ün yanı sıra akademisyen, öğretmen ve halktan çok sayıda dinleyici katıldı. Ramazan Avcı, Abdurrahim Karakoç’un hayatı, sanatı, davası ve edebî kişiliğini anlattığı konuşmasında Karakoç’un bestelenen şiirlerinden örnekler verdi ve ünlü şairin şiirlerinden oluşan şiir dinletisi sundu.



     Dinleyiciler, Avcı’nın mikrofonik sesiyle ve mükemmel yorumuyla seslendirdiği şiirlerle adeta mest oldular.
Avcı, Abdurrahim Karakoç’un kısa bir biyografisini sunduğu konuşmasında “Abdurrahim Karakoç, sosyal içerikli taşlama türü şiirleriyle, halkımızın gözü, kulağı, kalbi ve dili olmuştur. Toplumun dertlerini, acılarını nefsinde yaşayan şair, 1960 yılında

Mektup yazdım Hasan’a
Ha Hasan’a ha sana

     Mısralarıyla başlayan sanatçı-halk dertleşmesi diyebileceğimiz manzum-mektuplarıyla halk ile kendisi arasında güçlü bir frekans kurmuş; Vatandaş Türküleri adını verdiği şiirlerle halkının bürokrasiye karşı dili olmuştur.
….
     Abdurrahim Karakoç, kelimeleri rastgele harmanlayıp mısra şekline getirerek tıpkı bir bilmece gibi “bilin bakalım ne demek istedim” deyip okuyucunun önüne koyan, dış dünyayı şaşı gören bakışın imgeleriyle okuyucunun algı damarını çatlatan bir şair değildi. O, duygu ve düşüncelerini şiirin efsunlu ikliminde arı, duru bir Türkçe ve açık, akıcı bir üslupla söylemiştir. Bundan dolayıdır ki şiirleri bir avuç entelektüel tarafından değil, milyonlarca kişi tarafından bilinmekte ve ezberlenmektedir.

……

     Abdurrahim Karakoç, millî duyarlılığı yüksek, halkçı bir şairdir. Ancak onun halkçılığı, halkı kendi düşünceleri doğrultusunda düşünmeye ve yaşamaya zorlayan, kendilerini çoban, halkı sürü gibi gören siyasî-ideolojik bir halkçılık değildir. Halkın söylemek isteyip de söyleyemediğini pervasızca, yiğitçe ve kusursuzca dile getirdiği için halkın sözcüsü olmuştur.

…..

     Karakoç, bir dava şairidir. Tıpkı Mehmet Akif Ersoy gibi davası için yaşamış, bu uğurda eğilmemiş, bükülmemiş; söyleyeceklerini eğmeden, bükmeden dosdoğru söylemiştir. Tanzimat’la başlayan kimlik bunalımı karşısında Türk milletinin millî değerlerinden uzaklaşmaması için olağanüstü bir mücadele vermiş, bu mücadele özü Türk ve Müslüman olan Anadolu insanı tarafından takdirle karşılanmıştır.” dedi.

     Ramazan Avcı, Abdurrahim Karakoç’un aşk temalı şiirleri hakkında şu değerlendirmede bulundu: “Özellikle coşkun bir lirizm, güçlü bir âhenk ve zengin, duru, akıcı, sanatlı bir üslupla kaleme aldığı aşk temalı şiirleri her kesimden okuyucunun kalbini titretmiş, adeta “İşte bu şiir beni anlatıyor” dedirtmiştir.  Şüphesiz bunların başında Mihriban gelir. Yüzyılın en güzel şiiri olarak gösterilen bu şiir bile, bir şairi edebiyat tarihine mal etmeye yeterlidir. Abdurrahim Karakoç’u geleceğe taşıyacak ve onu ölümsüz kılacak olan şiirler, günlük politik ve siyasi konulu şiirlerin dışında kalan millî, manevî, aşk, ayrılık, özlem, tabiat ve her zaman geçerliliği olan sosyal taşlama konulu şiirler olacaktır.”



     Dinleyicilerin dikkatle ve büyük bir zevkle dinlediği konferansı Avcı şu ifadeleriyle tamamlandı:: “Abdurrahim Karakoç, Türk şiirinin son 50 yılına damgasını vurmuş, yüzlerce şairi etkilemiş, davasını şiir diliyle milyonlarca insana ulaştırmayı başarmış özü ve sözü bir olan bilge bir halk şairidir. Hicivleriyle yanlışı göstermiş, Mihriban gibi şiirleriyle Anadolu insanının saf ve samimi sevgisini terennüm etmiştir. Halk şiiri geleneğine zenginlik katmış, heceyi doruğa taşımış olan Türkçenin bu büyük ustası, Türkçe var olduğu sürece dillerde, gönüllerde ve hafızalarda yaşayacaktır.”



     Uzun süre hafızalarda yer edecek olan konferansta dinleyiciler Abdurrahim Karakoç’u yeniden keşfetme imkânı buldular.

TDED Kahramanmaraş Şubesi

22 Nisan 2013 Pazartesi

18 Nisan 2013 Perşembe


TDED Çankırı Helva Sohbetleri'nde Ermeni Meselesi Konuşuldu
     Karatekin Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Beşirli’nin konuşmacı olduğu, geleneksel hale getirilen  Helva Sohbetinde bu hafta 98 Yıllık Sorun: Ermeni Meselesi konuşuldu.
     Sohbete Çankırı Belediye Başkanı İrfan Dinç ile kamu kurum kuruluşlarının temsilcileri ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. Sohbet, Ermeni meselesinin sunumunun ardından karşılıklı soru-cevap şeklinde devam etti. Yoğun katılımın olduğu sohbet aynı zamanda işaret diliyle de anlatıldı. Sohbet helva ikramının ardından son buldu.


TDED Çankırı Şubesi
TDED Çankırı Şubesi Çanakkale Mektup Sergisi Açtı

     Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Çankırı Şubesi ve Karatekin Üniversitesi Türkiyat Enstitüsü işbirliğiyle “Çanakkale Mektupları” sergisi açıldı.

     Alışveriş merkezinin giriş katında açılan sergiye Vali Yardımcıları İbrahim Şahin ve Şerefnur Oktay,Belediye Başkan Vekili Rafet Alemdar,İl Jandarma Komutanı J.Alb. Şakir Uslu, Karatekin Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Ali İbrahim Savaş, İl Milli Eğitim Müdürü Yaşar Petek, STK temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı.

     “Çanakkale Mektupları”ndan örneklerin okunması ile başlayan program, Selahattin İnal Güzel Sanatlar Lisesi Müzik Öğretmeni Cemal Özata’nın söylediği Çanakkale Savaşı dönem türküleri ile devam etti.

     Açılış öncesinde kısa bir konuşma yapan TDED Çankırı Şube Başkanı Zeynep Dinç, aziz şehitlerimizi saygıyla anarak katılımcılara teşekkür etti.

     “TDED Çankırı Şubesi ile TÜRKİYAT Enstitüsünün ortak hazırladığı serginin Çanakkale ile ilgili nadir sergilerden biri olduğunu belirten Karatekin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali İbrahim Savaş “Çanakkale, Türk milletinin aile mezarlığıdır. Annelerimizin ne kadar cesur olduğunun bir göstergesidir. Şehitlerimizin ruhu şad olsun.”dedi.

     Yoğun katılımın olduğu sergi, ziyaretçilerin “Çanakkale Şehitleri’ne Mektup” adı altında açılan deftere duygularını yazmalarıyla son buldu.







 

TDED Çankırı Şubesi

16 Nisan 2013 Salı

TDED Çankırı da Polis Teşkilatı'na Kutlama

     Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Çankırı Şubesi ve Çankırı Belediyesi, Polis Teşkilatı’nın kuruluşunun 168. yıldönümü kutlamaları çerçevesinde düzenledikleri akşam yemeği ile polislere ve ailelerine güzel bir gece yaşattı.

     Polis Teşkilatı’nın kuruluşunun 168. yıldönümü kutlamaları, Çankırı Belediyesi ve TDED Çankırı Şubesi tarafından Yaren Evi’nde verilen akşam yemeği ile devam etti. Belediye Başkanı İrfan Dinç ve eşi TDED Çankırı Şube Başkanı Zeynep Dinç ev sahipliğinde düzenlenen yemeğe; Emniyet Müdürü Ali Murat Dağlı ve eşi Nurten Dağlı, İl Garnizon Komutanı Tankçı Kurmay Albay Özkan Ulutaş, Çankırı Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Togay, Baro Başkanı Erkan Köroğlu, Askerlik Şube Başkanı Per. Alb. Kenan Tekin, Polis Meslek Eğitim Müdürü Hakkı Sevim, Milli Eğitim Müdürü Yaşar Petek ve İl Emniyet Teşkilatı mensupları katıldı.



     Yaren Evi’nin adabına göre oturan misafirler, başağa önderliğindeki genç yarenlerle Yaren Meclisini tanıma fırsatı buldu. Klasik bir yemek ortamının dışında Çankırı Yareni’nin adet ve ananelerine göre düzenlenen yemek, Yaren ekibinin “Oturak Havası”nda oyunları ile devam etti. Gösterinin ardından erkek misafirler de sırayla Yaren Meclisi içerisinde yerlerini aldı.



     Kültürün örf ve adetleri ile disiplinini anlatan oyunlar da oynandı. Yaren Meclisi’ne kadınlar alınmadığından hanımlar, sadece izleyici olarak katıldı. 

     "Kız anadan öğrenir sofra düzmeyi, oğlan babadan öğrenir sohbet etmeyi" ifadesi altında tüm konuklar, bakır siniler üzerinde yere kurulan Yaren sofrasında buluştu. Yemekten önce misafir ağalar ve yarenler, getirilen bakır leğende ibrikten dökülen su ile sırayla ellerini yıkadılar. Yaren kültürüne özgü olarak sunulan takım yemeği, yine geleneklere göre ortaya konulan bakır tabaklardan tahta kaşıklarla yenildi. 



     Şehit polislere Allah’tan rahmet dileyen Dinç, tüm Polis Teşkilatı’na kazasız ve başarılı çalışmalar temennisinde bulunarak “Daha nice 168 yıllara!”dedi.



     Keyifli ve eğlenceli bir gece geçiren Emniyet Teşkilatı mensubu hanımlara program sonunda Zeynep Dinç tarafından karanfil ve hediyeler verildi.






TDED Çankırı Şubesi

15 Nisan 2013 Pazartesi

TDED Mersin “Şehir Buluşmaları”nda “Akif İnan” Konuşuldu

     TDED Mersin Şubesi tarafından gerçekleştirilen ”Şehir Buluşmaları”nın 9 Nisan 2013 tarihindeki konuğu Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Personel Genel Müdür Yardımcısı Ünal Yılmaz oldu.

      Yılmaz, Akif İnan’ın “Bugün Türkiye’nin en büyük sendikası olan Memur-Sen’in kurucusu olduğunu ama Akif İnan’ın sadece sendikacı kimliğiyle anılmasının doğru olmadığını” ifade ederek, Akif İnan bir düşünce adamı, şair, edebiyatçı ve dava adamıdır. Ama en önemlisi insandır. İnsani vasıfların en güzellerine sahip olan Akif İnan, küçüklerle küçük olan, yoksulun yanında yer alan, cebindeki parasını muhtaçlarla ve arkadaşlarıyla paylaşan, cömert, misafirperver, gelecek nesillerin yetişmesi için emek veren, arkadaş ve dost canlısı olan, yaşı kendisinden büyük de olsa birlikte olduğu kişilerin kendisine “Ağabeyi” demek ihtiyacını hissettikleri bir ağırla sahip olan bir mütefekkirdi.

     Akif İnan ile 18 yıl beraber olduğunu belirten Ünal Yılmaz, merhum şairin hayatında şahit olduğu olayları anlatarak duygusal anların yaşanmasına neden oldu.





TDED Mersin Şubesi
TDED Sinop Şubesi’nden 168. Polis Haftası Tebrik Günü

     TDED Sinop Şubesi Başkanı Hüseyin Yüksek, 10 Nisan Polis Haftası nedeniyle öğrencilerle birlikte örnek bir tebrik günü düzenlediler.
 
     TDED Sinop Şubesi’nin aracılığı ile öğrenciler arasında yardım toplanarak şehit ve gazi ailelerine ulaştırılmak üzere Emniyet Amiri V. Oktay Kalız’ a teslim edildi.
 
 
     Yüksel; “Polis haftası etkinlikleri kapsamında öğrencilerimizin polislerle kaynaşmasını sağlamak ve polise olan güvenin arttırılması için böylesine güzel bir organizasyonu düzenledik. 168 yıllık geçmişe sahip olan emniyet teşkilatımız, bir taraftan güvenlik ve huzuru sağlamak için büyük bir emek sarf ederken, diğer taraftan toplumun ahlaki yapısının bozulmaması ve bireylerin topluma faydalı olması yönünde ciddi manada katkı sunmaktadır. Kimi zaman bir şefkat eliyle, kimi zaman ikna çabalarıyla, uyarılarıyla, kimi zaman çocuklara, kimi zaman gençlere, engellilere, yaşlılara ve kadınlara uzattığı bir yardım eliyle, bir destek projesiyle hayatımızın her anında yanı başımızda olmuş, faydası dokunmuştur. Polis teşkilatımız; milletimizin can ve mal güvenliği koruyan,  huzurunu temin ve muhafaza eden bir güvencedir. Bu nedenle  muvaffak olmaları  hepimiz için önemlidir.  Ben başarılı çalışmalarıyla halkımızın her zaman sevgini ve takdirini kazanan polislerimizin, bu anlamlı günlerini kutlar, gazi polislerimizi minnetle selamlar, şehit polislerimizi de tekrar yâd ederek, Allah'tan Rahmet diliyorum.” dedi.

TDED Sinop Şubesi

Prof. Dr. Ahmet Kala ile Cumartesi Buluşmaları

MİMARLARIN, YAPICILARIN (İNŞAATÇILARIN) ve ŞEHİRCİLERİN PİRİ 

MİMAR SİNAN

Konuşmacı

Prof. Dr. Ahmet Kal’a


     Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği (TDED)'in geleneksel olarak düzenlediği "Cumartesi Buluşmaları"nın bu haftaki konuğu Prof. Dr. Ahmet Kal’a. Kal'a, derneğin Eyüp'teki genel merkezinde "MİMARLARIN, YAPICILARIN (İNŞAATÇILARIN) ve ŞEHİRCİLERİN PİRİ MİMAR SİNAN" konulu sohbet yapacak. 20 Nisan 2013, Cumartesi saat 14:00'te başlayacak sohbet ücretsiz olup tüm katılımcılara açık olacaktır.
 

Feshane Cad. Nu: 3 Eyüp / İstanbul
Tel: 0212 581 69 12 - 581 61 72
bilgi@tded.org.tr - www.tded.org.tr

3 Nisan 2013 Çarşamba

TDED Sinop Şubesi’nden  “Ekmek İsrafını Önleme” Kampanyasına Destek

     TDED Sinop Şubesi Başkanı Hüseyin Yüksek, Türkiye genelinde başlatılan “Ekmek İsrafını Önleme” kampanyasına TDED Sinop Şubesi olarak büyük destek vererek halk toplantıları düzenleyip bilgilendirme yaptı.

     Yüksek, vatandaş ile bir araya gelerek düzenledikleri toplantılarda her kaynak gibi ekmeğin de israf edilmesine karşı olduğunu belirterek, bu kampanyalara her zaman destek verdiklerini ve vermeye devam edeceklerini söyledi.



TDED Sinop Şubesi