7 Mayıs 2013 Salı

LİSAN ve İNSAN

Konuşmacı
Dr. Yusuf AKÇAY
(Akademisyen)

     Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği (TDED)'in geleneksel olarak düzenlediği "Cumartesi Buluşmaları"nın bu haftaki konuğu Dr. Yusuf Akçay. Akçay, derneğin Eyüp'teki genel merkezinde "Lisan ve İnsan" konulu sohbet yapacak. 11 Mayıs 2013, Cumartesi saat 14:00'te başlayacak sohbet tüm katılımcılara açık olacaktır.

Feshane Cad. Nu: 3 Eyüp / İstanbul
Tel: 0212 581 69 12 - 581 61 72
bilgi@tded.org.tr - www.tded.org.tr
MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI, TÜRK DİL KURUMU, TÜRKİYE DİL ve EDEBİYAT DERNEĞİ'NİN
İŞ BİRLİĞİ İLE DÜZENLEDİKLERİ

“2023’E MEKTUP”
KONULU LİSELER ARASI MEKTUP YAZMA YARIŞMASI

     Unutulmaya yüz tutan mektup yazma geleneğini, Millî Eğitim Bakanlığı, Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği ve Türk Dil Kurumu işbirliği ile yapılan bu yarışma ile yeniden yaşatmak, halen resmî ve özel tüm ortaöğretim kurumlarında okuyan öğrencilerimizin 2023’te ülkemizi yönetecekleri düşüncesiyle, gençlerimizin Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. yılına tekabül eden 2023’ten beklentilerinin neler olduğunu görmek amacıyla “Liseler arası 2023’e Mektup Yazma” konulu bir yarışma düzenlenecektir.


ANA TEMA: “2023 Yılında Nasıl Bir Türkiye'de Yaşamak İstersiniz?”1) Genç Gözüyle 2023 Türkiye’si,
2) 2023 Türkiye’sinde Dil ve Edebiyat,
3) 2023 Türkiye’sinde Kültür ve Sanat,
4) 2023’te Türkiye'de Demokrasi ve Kardeşçe Yaşama Hedefi Ne Olmalıdır?
5) 2023’te Yöneteceğiniz Bu Aziz Ülkenin Dünyadaki Yeri ve Konumu

alt başlıklarında ele alınacaktır.

ÖDÜLLER

Birinciye: Dizüstü Bilgisayar (İ7 işlemci, 2 300 TL üstü).
İkinciye: Dizüstü Bilgisayar (İ5 işlemci, 1 800 TL üstü).
Üçüncüye: Dizüstü Bilgisayar (İ3 işlemci, 1 500 TL üstü).
Dördüncüye: Dijital Kamera (800 TL üstü).
Beşinciye: Dijital Fotoğraf Makinesi (500 TL üstü)

Ayrıca ilk beş sırayı paylaşan öğrencilere:
1. Üniversite tahsilleri süresince TDED’nin Dil ve Edebiyat dergisinde yazı yazmak kaydıyla yönetim kurulunca her yıl için belirlenen miktarda burs,

2. TDK Türkçe Sözlük ve Yazım Kılavuzu, Ekrem Erdem tarafından kaleme alınan “Bizimki Türkçe Sevdası” ve daha önce yapılan yarışmalarda dereceye giren öğrencilerimizin “Denemeler, Hikâyeler ve Şiir” kitapları ile aylık yayımlanan Dil ve Edebiyat Dergisi’ne 1(bir) yıllık abonelik,

3. İlk beş dereceye giren öğrencilerin danışman öğretmenlerine (900 TL’den az olmamak kaydıyla (Samsung, Nokia veya Blackberry) cep telefonu,

4. Okullarına onurluk ile MEB, TDK ve TDED imzalı ŞEREF BELGESİA. Birinci öğrenciye, okuluna ve öğretmenine “Altın Renkli” “Şeref Belgesi”
B. İkinci öğrenciye, okuluna ve öğretmenine “Gümüş Renkli” “Şeref Belgesi”
C. Üçüncü öğrenciye, okuluna ve öğretmenine “Bronz Renkli” “Şeref Belgesi”
D. Dördüncü ve beşinci olan öğrencilere, öğretmen ve okullarına “Bej Renkli” “Şeref Belgesi”
E. Mansiyona hak kazanan öğrencilere, öğretmenlerine ve okullarına “Toprak Renkli” “Şeref Belgesi”

5. İlk beş dereceye giren öğrencilerin danışman öğretmenlerine Türk Dil Kurumu Sözlüğü ve Türk Dil Kurumu Yazım Kılavuzu ile aylık yayımlanan Dil ve Edebiyat Dergisi’ne 1 yıllık abonelik,

6. İl ve ilçe değerlendirme komisyonlarının seçerek dernek genel merkezine gönderdikleri tüm eserlerin sahiplerine katılım belgesi verilecektir.

Mansiyon Kazanan 25 Öğrenciye:
1. MP4. Öğretmenlerine, 1 adet çeyrek altın ile Türk Dil Kurumu Sözlüğü ve Türk Dil Kurumu Yazım Kılavuzu, aylık yayımlanan Dil ve Edebiyat Dergisi’ne 1 (bir) yıllık abonelik,

2. Okullarına onurluk ve katılım belgesi.

DETAYLI BİLGİ İÇİN: www.2023emektup.com

KATILIM AŞAMALARI     Öncelikle şartnameyi indirip okuduktan sonra başvuru formu ve taahhütnameyi doldurup imzalayıp edebiyat öğretmenlerine teslim edilecektir. Okulları aracılığıyla il bazındaki komisyonlara ilgili evraklar teslim edilecektir. 



     2023'e Mektup yarışmasında Nüfusu 100.000'den (yüz bin) fazla olan ilçeler il gibi degerlendirilecektir. İllerde ve nüfusu yüz binden fazla ilçelerde kurulan komisyonlardan geçen en az beş, en fazla on beş eser doğrudan Türkiye Dil ye Edebiyat Derneğine gönderilecektir. Listeyi indirebilmek için tıklayınız.


Anneler Günü'nde annenize en güzel şiirlerinizi paylaşmaya ne dersiniz?
 
 

6 Mayıs 2013 Pazartesi

TDED Çankırı Şubesi'nde "Birlikte Okuyoruz" Projesi






TDED Çankırı Şubesi
Üzeyir İlbak ile "Kitabın Hikâyesi"
 
     Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği ile Esenler Belediyesi'nin ortaklaşa düzenlediği "Edebiyat Söyleşileri" programının ilki, 18 Mayıs 2013 Cumartesi, saat: 19.00'da Dil ve Edebiyat dergisi Genel Yayın Yönetmeni Sn. Üzeyir İlbak’ın "Kitabın Hikâyesi" adlı sohbetiyle Esenler Bilgi Park’ında gerçekleşecek.
 
     Katılım ücretsiz olup halka açıktır.
 
Adres: Bilgi Parkı (Esenler Belediyesi Halk Kütüphanesi Önü)
Yavuz Selim Mahallesi Mehmetçik Sokak No. 47
Esenler-İstanbul
TDED Çankırı Şubesi’nde “Beden Dili” Semineri

     TDED Çankırı Şubesi tarafından yaklaşık 2 aydır güzel konuşma kursu gören kursiyerlere "Beden Dili" semineri verildi.

     Yoğun katılımın olduğu seminerde; öz güven alıştırmalarından, tanışma ve tanıştırılmadan, ilk izlenimden, doğru duruş ve oturuş şekillerinden ve sunum tekniklerinden örnekler verildi. 

     Güzel Konuşma ve Beden Dili Eğitmeni Suzan Dinç beden dilinin günlük hayatımızda  büyük bir öneme sahip olduğunu, konuşmadığımız zamanlarda dahi vücudumuzun  onuştuğunu, karşı tarafa mesajlar verdiğini belirterek beden dilinin önemini vurguladı.





TDED Çankırı Şubesi
Çankırı'da "Asım'ın Nesli Akif'in Torunuyla Buluşuyor" Konulu Söyleşi

     Mehmet Akif Ersoy'un torunu Selma Argon, "Dedem ikna kabiliyetini ve kendi inancını insanlara yansıtmıştır" dedi.

     Argon, 100. Yıl Kültür ve Sanat Merkezi'nde, Çankırı Belediyesi ile Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Çankırı Şubesi (TDED) tarafından düzenlenen "Asım'ın Nesli Akif'in Torunuyla Buluşuyor" söyleşisinde yaptığı konuşmada, Mehmet Akif Ersoy gibi bir insanın torunu olmanın çok güzel bir duygu olduğunu söyledi.

     Ersoy'un gençlere ayrı bir sempati duyduğunun altını çizen Argon, "O her zaman bizler kadar sizlerde onun torunlarısınız. Asımın Nesli onu her zaman güzel güzel anacak. Çünkü o sizleri idealize etti aslında. Sizlere inandı" diye konuştu.



     Mehmet Akif Ersoy'un çok yönlü bir insan olduğunu ifade eden Argon, "Dedem her alanda başarılı olan bir insandır ama bunu fazla yansıtmaz mütavazi bir hayat yaşayan mücadeleci bir insandır. O bir pehlivan, şair, yüzücü, veteriner ve ileri görüşlü bir insandı. Milli mücadele için büyük bir savaş vermiştir ve bizim manevi liderimizdir." dedi.

     Mehmet Akif Ersoy'un milli mücadelenin haklılığını anlatmak için Anadolu'yu karış karış dolaştığını ifade eden Argon, insanları bu konuda ikna etmek için mücadele verdiğini anlattı.



     Dedesi Akif'in Çankırı Ulu Camisi'nde vaaz verdiğini ifade eden Argon, "Dedem Çankırı'da 1 hafta kaldığı dönemde burada verdiği vaazlar büyük yankılar uyandırdı. Bu vaazları dinleyen halk, evlerine koşup hazırlık yapıp milli mücadeleye katılmak için askerlik şubelerin önüne koşmuş. Komutan onlara at ve araba lazım demiş ve halk o ihtiyaç olan at ve arabaları bulmuş ve milli mücadeleye katılmış. Dedem ikna kabiliyetini ve kendi inancını insanlara yansıtmıştır. Bu camiyi ziyaret ettiğimde heyecanlandım mutlu oldum. Onun hayalini yaşadım böyle bir insanın torunu olduğum için ona teşekkür ettim. Biz ona çok şey borçluyuz." şeklinde konuştu.



     Söyleşiye, Çankırı Valisi Vahdettin Özcan, Çankırı Belediye Başkanı İrfan Dinç, Mehmet Akif Ersoy Düşünce Derneği Başkanı Mehmet Akif Işık, Çankırı TDED Şube Başkanı Zeynep Dinç, Kamu Sen Çankırı Temsilcisi Metin Memiş ve çok sayıda öğrenci katıldı.

TDED Çankırı Şubesi
“Tarihdeş bir milletin yolculuğu”

     Dil ve Edebiyat dergisi 53’üncü sayısında tarihin tanık olduğu sürece katkı sunmaya hazırlanıyor.

     Üzeyir İlbak’ın “Tarihdeş Bir Milletin Yolculuğu” başlıklı yazısını kapağına taşıyan derginin Genel Yayın Yönetmeni Üzeyir İlbak ise özellikle barış sürecinde yaşanan gelişmeleri medeniyet perspektifinden ele aldığı yazısında şu ifadelere yer verdi: “Hemdert olmak, felaketlerin, ıstırapların, cehalet ve aymazlıkların ülkemiz coğrafyasında inşa ettiği düşmanlıklardan etkilenen ana-baba-kardeş insanlarımızın dert ve kayıplarını sayısallaştırmadan, karşılıklı istatistik verileri üzerinden gönülleri daha fazla karartmadan hepsiyle özdeşleşerek bir başlangıç yapmaktır.”



     Yazısında Cumhuriyet ile birlikte “bin yıllarla tanımlanan ortak tarih”in yok sayılmış ve “son seksen yılda görmezden gelinmiş” olduğuna değinen İlbak, “Tanzimat’la başlayan ‘ötekileştirme’ ve ‘tek-tip insan üretme’ çabası Cumhuriyet’in ilanından yirmi yıl sonra anayasaya konularak bu coğrafyanın insanları isyan ettirici bir etnik homojenlik cenderesine sıkıştırılmıştır” dedi.

     Yazıda çeşitli raporlardan yapılan alıntılarla bu sıkışmayı örneklendiren İlbak, “Ötekileştirme ve yargılamadan mahkûm etme devlet politikası hâline getirilerek sistematik bir şekilde uygulandı ve son bir asır, bu coğrafyada yaşayan dini ve etnik topluluklara zehir edildi” diyerek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bulgar zulmüne ve Belen sürgünlerine resmî ağızlardan ağıt yakıldığı günlerde Diyarbakır cezaevinde işkence sesleri duvar dışına taşıyor, köylerde dışkı yedirme merasimleri düzenleniyordu.”

3 Mayıs 2013 Cuma

TDED Osmancık Şubesi'nde “Başarı ve Motivasyon” Konferansı

     Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Osmancık Şubesi, Osmancık Kaymakamlığı ve Osmancık Belediyesi  tarafından öğrencilere yönelik “ Başarı ve Motivasyon”, ailelere yönelik olarak da "Çocuk Eğitiminde Ailenin Rolü" konulu konferans düzenlendi.

     Konferansa konuşmacı olarak eğitimci yazar Sait Çamlıca katıldı.




    Çamlıca, ilk olarak öğle saatlerinde ilköğretim ve lise öğrencileri ile buluştu. Çamlıca daha sonra akşam seansında ise Osmancık halkı ile bir araya gelerek, “Çocuk Eğitiminde Aile’nin Rolü” konusunda konuşma yaptı.



     Yoğun katılımın olduğu konferansta Çamlıca, çocuk eğitiminde ve çocukların geleceğe hazırlanmasında ailenin üstlendiği görevleri anlattı. Çocuklarla arkadaş olunması gerektiğine vurgu yapan Çamlıca, önemli olan noktanın gençlere sorumluluk verilmesi olduğunun altını çizdi. Sorumluluk alan ve ailesi tarafından önemsendiğini ve güvenildiğini hisseden çocukların daha farklı bir yetişme tarzı olduğuna vurgu yapan Çamlıca, “Gençlerimize ve çocuklarımıza ne kadar çok sorumluluk verirsek çocuklarımızın ve gençlerimizin kendine güveni artar. Onlarla istişare yapmalı, fikir danışmalıyız. En küçük konularda bile onların fikirlerini almamız önemsendiklerini hissetmelerini sağlar. Çocuklarınızdan asla ümidinizi kesmeyin” dedi.

     Çamlıca, konferans sonunda kendi yazdığı kitaplarını imzaladı.



TDED Osmancık Şubesi
TDED Sivas Şubesi'nde  “Tasavvuf ve İnsan" Konferansı
 
     Ömer Tuğrul İnançer, Cumhuriyet Üniversitesi Edebiyat Kulübü ve Türkiye Dil Edebiyat Derneği'nin ortaklaşa düzenlediği “Tasavvuf ve İnsan" konulu konferansa katıldı.
     Saygı duruşunun ardından okunan İstiklal Marşı ile başlanan konferansa öğrenciler tarafından yoğun ilgi gösterildi.
 
     Konuşmasını yapmak üzere kürsüye çıkan İnançer, tasavvufla insanın arasına kesinlikle ‘ben’  kavramı konulmaması gerektiğini belirterek her insanın farkında olarak veya farkında olmadan tasavvufa tabii olduğunu söyledi.
 

 
HER VAKİT GEREĞİ GİBİ YERİNE GETİRİLMELİ
 
     Sabah-ı Şerifleriniz hayırlı olsun sözünün tam bir tarikat terbiyesi içerisinde kullanılan bir söz olduğunu ifade ederek “Çünkü her tarikatta yani tasavvuf ekolünde gülbant denilen dualar vardır. Vakt-i Şerif hayırlı olsun diye başlar. Bu nasıl oluyor, mübarek olsun demekle olmaz. Aslında burada bu mübarekliğin farkına var temennisi verilmeye çalışılıyor. Bunun gibi tüm vakitler hayırlıdır. Yalnız vaktinde yapılmak kaydıyla. Ders zamanı ders, sohbet zamanı sohbet, namaz zamanı namaz, eğlence zamanı eğlence. Yani her vakit gereği gibi yerine getirilirse vakt-i şerifler hayırlı olur, aksi yapılırsa şer olur” dedi.
 
     Gaybın bilinmeyen değil de beş duyu organlarıyla algılanmayan şeyler olduğunu söyleyen İnançer, “Mesela başınız ağrıyor, bunu ispat edebilir misiniz. Hayır, ama buna  inanmak durumundayız. İşte bu imandır. Onun için efendimizin (SAV) tebligatına inanmak imandır. Onun tebligatını yaptırıma koymak ise ilimdir. İlim safhasından, iman safhasına geçen pek fazla kişi görmedim; ama muhabbet safhasından ilim safhasına geçen pek çok kişi gördüm.” şeklinde konuştu.
     Şeriat ve tarikatın birbirine sıkı sıkıya bağlı olması gerektiğini ifade eden Dinçer, bu iki unsurun birbirinden ayrı olması halinde din kurumunun asıl görevi olan kişiyi ilerletmek ve yükseltmek vasfını yerine getiremeyeceğini vurguladı.
 
     Türkçemizin sadeleştirme adı altında gittikçe zayıflatılmaya çalışıldığını  söyleyen İnançer, “Yabancı kelimelerden arındırma adı altında bunu yapıyorlar; ama bu yabancı kelimeler sadece Arapça ve Farsça kökenli olursa atılıyor. Fransızca, İtalyanca, İspanyolca, İngilizce olursa atılmıyor. Kelime hazinemiz azaltıldığı için kelimelerin ifade ettiği anlam çok fukaralaştı. Algılama olayı da bedenimizin algılandığı beş duyuya indirgeniyor. Bu nedenle maddi ve manevi meselelerin beş duyuya hitap ettirilerek algılanması sağlanıyor.” dedi.
 
BEYİN DÜŞÜNCEYİ, KALP DUYGUYU TEMSİL EDER
 
     Beyin ve kalbin duygu ve düşünceyi temsil ettiğini söyleyen İnançer, duygusuz ve düşüncesiz kesinlikle olunamayacağını belirterek bunların oranlarının zamana ve mekana  göre farklılaşabileceğini ifade etti.
 
     Cemaatin bir insan topluluğu olduğuna değinen İnançer, tarikatin ise bir prensip olduğunu söyleyerek herkesin cemaate üye olma zorunluluğu olmadığını belirtti ve ekledi: “Tarikat herkesin işi değil; erkesin işidir”
 
     İlimin temelinin sevgi olduğunu ifade ederek konuşmasını sonlandırdı.
 
     Daha sonra Cumhuriyet Üniversitesi Rektör Yardımcısı Hüseyin Yılmaz tarafından İnançer’e plaket sunuldu.
 
     Programın sonunda Edebiyat Kulübü Başkanı Günay Turak kısa bir konuşma yaparak, İnançer’e teşekkür etti ve gayelerinin Allah’ın rızasını kazanmak olduğunu sözlerine ekledi.
 
TDED Sivas Şubesi
Yetiştirme Yurdu Öğrencilerine Doğum Günü Sürprizi

     Nisan ayı doğumlu dört çocuk için 100. Yıl Yetiştirme Yurdu bahçesinde düzenlenen kutlamaya Belediye Başkanı İrfan Dinç ve eşi TDED Çankırı Şube Başkanı Zeynep Dinç, Belediye Meclis Üyesi Fatma Öztürk, birim müdürleri ve yetkililer katıldı.

     Pasta kesiminin ardından çocuklar için hazırlanan doğum günü hediyeleri takdim edildi. Tüm gece süren kutlamada hem çocuklar hem de konuklar eğlenceli dakikalar geçirdi.



     TDED Çankırı Şube Başkanı Zeynep Dinç, doğum günü çocuklarının özel gününü tek tek kutlayarak çocuklarla fotoğraf çektirdi.



     Gecenin sürprizi ise Yetiştirme Yurdunda kalan çocukların manevi annelerine yaptıkları jest oldu. Nisan ayında doğan anneleri Zeynep Dinç’in de doğum gününü kutlayan çocuklar, üzerinde hep birlikte çekindikleri fotoğrafın basılı olduğu ve “İyi ki doğdunuz, iyi ki varsınız” yazılı tabak hediye ettiler.



TDED Çankırı Şubesi

2 Mayıs 2013 Perşembe

Mayıs 2013 "Cumartesi Buluşmaları" Takvimi
 
DİL ve EDEBİYAT Dergisi 53. Sayı Çıktı


“Tarihdeş Bir Milletin Yolculuğu”

     Aynı tarihi paylaşmak sadece geçen zamanı birlikte yaşamak değil aynı havayı aynı suyu ortak bir mekânda yoğurup adına medeniyet denilen bir birlikteliği inşa etmektir. Üzeyir İlbak “Tarihdeş Bir Milletin Yolculuğu”nu anlatırken “Ahlat Şehitliği ile Çanakkale Şehitliği bu coğrafyayı paranteze alan en özel mekanlardır” demekte ve bütün reelpolitik söylemleri, endişeleri, ithamları yersiz kılacak bir gerçekliği hatırlatmaktadır.

     Ülkemiz edebiyat ve kültür hayatının toplumsal gelişmelerle ilişkisi belki de her toplumdan daha fazladır. Bunun yaşadığımız coğrafyada son iki asırdır dinmeyen çalkantılı, sancılı toplumsal değişmelerle yakından ilgisi bulunmaktadır. Son dönemde ve özellikle de “barış süreci”nde edebiyata da yüklenecek misyon bu paralelde ve onun yaşananlara duyarsız ve ilgisiz kalamayacağı şeklindedir. Bu durumun en açık tanığı elbette zaman olacaktır.

     Dil ve Edebiyat dergisi 53’üncü Mayıs 2013 sayısında tarihin tanık olduğu sürece katkı sunan bir sayı ile çıkıyor. Üzeyir İlbak’ın “Tarihdeş Bir Milletin Yolculuğu” başlıklı yazısını kapağına taşıyarak; İlbak’ın “Ahlat Şehitliği ile Çanakkale Şehitliği bu coğrafyayı paranteze alan en özel mekanlardır” cümlesinde ifadesini bulan ortak yaşanmışlıklarla dolu en az bin yıllık bir parantezi açmaya davet ediyor.

     Dil ve Edebiyat dergisindeki yazısında dergimiz Genel Yayın Yönetmeni Üzeyir İlbak, özellikle “barış süreci”nde yaşanan gelişmeleri medeniyet perspektifinden ele alıyor. İlbak bu bakış açısıyla meseleyi kavramsal ve duygusal yönlerden kuşatıcı bir yaklaşımla değerlendirmeye çalışıyor.

     İlbak yazısına “Hemdert olmak”ı hatırlatarak başlıyor: “Hemdert olmak, felaketlerin, ıstırapların, cehalet ve aymazlıkların ülkemiz coğrafyasında inşa ettiği düşmanlıklardan etkilenen ana-baba-kardeş insanlarımızın dert ve kayıplarını sayısallaştırmadan, karşılıklı istatistik verileri üzerinden gönülleri daha fazla karartmadan hepsiyle özdeşleşerek bir başlangıç yapmaktır.”

     Bu ifadeler, “etnik ve dinî kimlikler üzerinden” yapılan suni tanımlamalarla “cendereye sıkışmış/sıkıştırılmış halimizden da kurtuluşun anahtarı gibi sunuluyor.

     İlbak’ın yazısında üzerinde durduğu temel problem özellikle Cumhuriyet’le birlikte “bin yıllarla tanımlanan ortak tarih”in yok sayılmış ve “son seksen yılda görmezden gelinmiş” olmasıdır. “Tanzimat’la başlayan ‘ötekileştirme’ ve ‘tek-tip insan üretme’ çabası Cumhuriyet’in ilanından yirmi yıl sonra anayasaya konularak bu coğrafyanın insanları isyan ettirici bir etnik homojenlik cenderesine sıkıştırılmıştır.”

     Yazıda çeşitli raporlardan yapılan alıntılarla bu sıkışma, sıkıştırma hâli örneklendiriliyor: 1940 yılında yayımlanan CHP Azınlıklar Raporu’undan yapılan alıntı şöyle:

     “Vilayet ve kaza merkezlerinde, hükûmet ve belediye dairelerinde ve diğer kuruluşlarda, okullarda, çarşı ve pazarlarda Türkçeden başka dil kullananların cezalandırılması. Bölgeye gidecek yabancı kişi ve kuruluşların hükümetten izin almaları gerekmektedir. Ermeni mülklerine yerleşmiş Kürtler, yerleştikleri yerlerden çıkartılarak eski yerlerine veya batı bölgelerine gönderilmeli ve demografik yapı değiştirilmelidir. Dersim bir an evvel Kürtlüğe karışmaktan kurtarılmalıdır. Olağan mahkemelerde ve sıkıyönetim mahkemelerinde asker ve sivil 'yerli' hâkim [yani Kürt] bulunmayacaktır. Görkemli hükûmet konakları kurulmalıdır. …Kürtler Türkleştirilmelidir! Kürt meselesi Türkiye'nin en mühim meselesidir. Yol yapımına öncelik verilmelidir. Asimilasyonun ilk şartı dil öğretmektir.”

     İlbak, “Ötekileştirme ve yargılamadan mahkûm etme devlet politikası hâline getirilerek sistematik bir şekilde uygulandı ve son bir asır, bu coğrafyada yaşayan dini ve etnik topluluklara zehir edildi.” tespitini yaptıktan sonra benzer yaklaşımın yakın dönemde de sergilendiğini şu cümlelerle belirtiyor: “Bulgar zulmüne ve Belen sürgünlerine resmî ağızlardan ağıt yakıldığı günlerde Diyarbakır cezaevinde işkence sesleri duvar dışına taşıyor, köylerde dışkı yedirme merasimleri düzenleniyordu.”

     Ortak tarihi yok sayma anlayışıyla üretilen politikalar, uygulamaların aksine yazıda belirtildiği gibi “Anadolu çok kültürlü, çok dinli, çok topraklı kadim medeniyetlerin art arda ve bir arada yaşadığı coğrafya”dır. “Bu topraklar” İlbak’ın ifadesiyle “Anadolu, Mezopotamya, Kafkasya, Akdeniz ve Karadeniz’dir. Anadolu medeniyeti ve kültürleri, semavi dinlerden de beslenerek birbirlerini etkilediler, geliştirip, büyüttüler ve temasta bulundukları Avrupa medeniyetlerini de etkilediler. Anadolu, Akdeniz havzasının ve Ege kültür varlığının tüm değerlerini kendi muhteva hamurunda yoğurarak derleyip toparladı, büyülü bir bireşim meydana getirdi.”

     İlbak bunun üzerinde şu hatırlatma/uyarıyı yapıyor: “‘Otuz yıllık’ aymazlık üzerinden bu coğrafyanın insanlarına ve tarihi birikimine öfke kusanlar, biraz durup bu coğrafyanın şehitliklerine göz atmalı ve aynı inançla bir Fatiha okumalı. Bilinmeli ki, Ahlat Şehitliği ile Çanakkale Şehitliği bu coğrafyayı paranteze alan en özel mekanlardır. Anadolu'nun doğu kapısında da batı kapısında da birlikte şehit olduk; kanlarımız bu topraklara anlam kazandırdı. Alpaslan’ın Cuma hutbesini birlikte dinledik Anadolu’nun Malazgirt kapısında… Buğday çorbasını paylaşan mektepli çocuklarla Çanakkale’de ‘süngü taktık’. 1071’de ortak rüyanın adı Anadolu’ydu. 1918’de de aynı rüya için Anadolu'nun en batı noktası Çanakkale'de bin yıllık ortak rüya yok olmasın diye birlikte şehit olduk; karındaşlığın ötesinde bir kardeşlikle, kanlarımızı yatacağımız topraklara katık ve gelecek yaparak. Son büyük ortak rüya Çanakkale mücadelesinin üzerinden bir asır bile geçmeden ellerimizle rüyalarımıza katran döktük.”

     Aslında “Tarihdeş Bir Milletin Yolculuğu” yakın geçmişteki suni durumun geçiciliğine vurgu yapıyor. Gelecek perspektifini de böylece çiziyor: “birlikte yaşama kültürüne aşina bu topraklar Türk, Kürt, Çerkez, Laz, Kafkas, Arap, Süryani, Asuri… dil ve kültürleriyle birbirini aşılayarak daha da zenginleşmeye devam edecekler. Anadolu, mevcut dil ve kültür zenginliğini yeni değerlerle besleyerek daha da büyütecektir. Farklılıklar bu toprakların zenginliği olmaya devam edecektir.”

     “Geleneğimize dönüp bu toprakların kadim halklarıyla ‘eşit’ yurttaşlar olarak barışmak, helalleşmek, her bir topluluğun kendisi kalarak, kültürlerini yaşatarak ve her bir değerin “Göklerin ve yerin yaratılması ile dillerinizin ve renklerinizin ayrı olması, O'nun ayetlerindendir. Şüphesiz bunda, bilenler için gerçekten ayetler vardır” [Kur’an 30/22] hakikati gereği, farklılıkların  ‘yaratılmış bir ayet olduğu’ gerçeğini benimseyerek yeni bir asrın ilk çeyreğinde gelecek büyük vizyon sahibi ülke idealine katkı vermek zorundayız.”

     Dil ve Edebiyat dergisi 53’üncü sayısında Üzeyir İlbak’ın “Tarihdeş Bir Milletin Yolculuğu” başlıklı yazısını kapağına taşıyarak tarihi sürece katkı sunan bir sayı ile çıkıyor.

Dil ve Edebiyat dergisinde öne çıkan diğer başlıklar ise şöyle:
Müçtehit Şair: Sezai Karakoç/ Zafer Acar
Bir Gönül Şairi: Yunus Emre/ Mustafa Özçelik
Necip Fazıl’ın Sinema Anlayışı ve Senaryo Romanları/ Mustafa Miyasoğlu
Otobüs –günlük- / Özkan Şahin

TDED Çankırı da "Asım'ın Nesli, Akif'in Torunuyla Buluşuyor..."

     3 Mayıs 2013 Cuma günü saat: 20.00'de Mehmet Âkif Ersoy'un torunu Sn. Selma Argon ile söyleşi programı 100. Yıl Kültür Merkezinde yapılacaktır. Katılım ücretsiz olup halka açıktır.



TDED Çankırı Şubesi
TDED Sivas Şubesi'nden Neyzenler Gecesi

     Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Sivas Şubesi ney kulubü öğrencileri konser verdi. Cumhuriyet üniversitesi konferans salonunda düzenlenen konsere çok sayıda davetli ve öğrenci katıldı. Yoğun ilginin yaşandığı konserde öğrenciler merdivenlere oturarak ya da ayakta izlediler.

     Hicaz, hüzzam ve acemaşiran makamlarında ilahilerin seslendirildiği konsere ünlü Neyzen Cemalettin Biçer'de katıldı. Yaklaşık üç yıldır TDED Sivas şubesinde eğitim gören 17 neyzen aynı anda tek ses halinde güzel eserler icra ettiler.


TDED Sivas Şubesi