13 Eylül 2012 Perşembe


“Eski başkadır, eskimiş başkadır. Nice eskiler vardır ki hiç eskimez.”

Peyami Safa

12 Eylül 2012 Çarşamba

11 Eylül 2012 Salı


“Çile kapısından erişilecek dünyayı bilseydin, yatağını yorganını satardın.”

Necip Fazıl Kısakürek

 
Üzeyir İlbak ile derginin çehresi değişti
 
     Dil ve Edebiyat dergisinde bir süredir bir değişim görüyorduk. Bu değişim hem görselliğe hem içeriğe yansımış..

     Edebiyatımızda yayın yapmış ya da yapmakta olan dergilerin, ekonomik ya da başka özel problemlerden dolayı yayın süreçlerini yıllara yayamadıkları aşikâr. Buna çözüm olarak mevsimlik yayım yapan dergiler var. Benim gibi düşünmeyenler olabilir ancak bu durumun dergicilik mantığına pek de uymadığını düşünüyorum. Zira dergiler günceli yakalamakla ve yeni olana ani cevaplar vermekle yükümlüler.

Edebiyat dergisinin görsel olarak ihtişamlı olması gerekmez

     Dil ve Edebiyat dergisi, Eylül 2012’deki baskısıyla 45. sayısına ulaşmış. Bu sayı, derginin istikrarını göstermekle birlikte, Dil ve Edebiyat dergisinin edebiyatımızın geleceğinde de olacağına işaret etmekte. Ayrıca bu durum, yukarıda bahsettiğim problemin dergide yaşanmadığını ve güncel edebiyatın soluğunun hissedildiğini gösteriyor.

     Bunların yanı sıra dergide son birkaç aydır bir değişim havası var. Evvelden bir edebiyat dergisi için yapı itibariyle fazla gösterişli ve dikkat çekici olan dergi, son birkaç aydır aldığı şekil olarak daha mütevazı görünümü ile daha bir “edebiyat dergisi” gibi durmakta. Zaten geriye dönüp baktığımızda ustaların da, dergilerinin (Büyük Doğu, Diriliş) görüntüsüyle çok ilgilenmediğini göreceğiz. İmkânlar yeterli değildi belki de eskiden, fakat içeriklerinin parıltısıyla capcanlı günümüze doğru bakmakta olan söz konusu dergiler, dış görünüş ve süslemenin edebiyat dergiciliği için çok önemli olmadığını gösterdiler, gösteriyorlar.

Üzeyir İlbak genel yayın yönetmeni olunca

     Biçim olarak rahatlayan dergi zamanla ürün niteliğini de arttırmış ve daha da arttıracak gibi görünüyor. Değişimin bazen direkt gelişime dönüştüğünü Dil ve Edebiyat dergisinin 45. sayısında görmek mümkün. Tabii bu değişimlerde derginin genel yayın yönetmenliğini devralan Üzeyir İlbak’ın payı büyük. Dergiye zaman zaman ürün de veren İlbak, edebî birikimini ve edebiyat içinde sürekli olmasını derginin genel havasına yedirmiş durumda. Makale ve denemeleriyle medeniyet problematiğine derin ve titiz bakışlar getiren Üzeyir İlbak, kültür sorunlarımızın çözümü için de önemli öneriler sunuyor.

     Derginin son sayısında, özellikle şiirleriyle adından bolca söz ettiren ve yakınlarda Suçsuzluğumu Affet isimli bir roman yayımlayan Zafer Acar’ın da bir şiiri bulunmakta. Acar, künyeden anlaşılacağı üzere Dil ve Edebiyat’ın şiir editörlüğünü yürütmeye başlamış. Ayrıca yine Yeprem Türk, Aykut Nasip Kelebek ve Selim Sina Berk de derginin son sayısına şiirleri ve yazılarıyla katkı vermişler. Genç şair ve yazarların, dergilerin enerji ve heyecan konusunda olumlu etkileri olduğu bilinmekte. Bu bağlamda zaman içinde dergiye katılacak ve ürün verecek edebiyat içindeki usta isimlerle Dil ve Edebiyat dergisinin merkez dergilerden olacağını düşünüyorum.

Dünya Bizim
(http://www.dunyabizim.com/Manset/10894/uzeyir-ilbak-ile-derginin-cehresi-degisti.html)

10 Eylül 2012 Pazartesi



Durduğum yer benim değil iken, gidebilecek bir yerimin olmaması ne acı; gidebilecek bir yerim yok iken hala ve inatla durmayışım ne gaflet; nihayetinde ölmüyorken yaşıyor olan insanın, yaşıyorken öldüğünü bilmemesi bu, bu ne tuhaf bi’ hayret.

Turgut Uyar

Osmanlı Türkçesinin Seçmeli Ders Müfredatına Alınması

     Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği(TDED) Genel Başkanı Ekrem Erdem, 4+4+4 sistemiyle ortaöğretimde seçmeli dersler müfredatına Osmanlı Türkçesinin de girmesinin son derece yerinde bir karar olduğunu söyledi.

     Erdem, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Osmanlı Türkçesini, "Türkçenin, Türkiye Türkçesinden önceki dönemi" olarak tanımlayarak, "Osmanlıca" ifadesinin yanlış olduğunu, bunun yerine "Osmanlı Türkçesi" ifadesinin kullanılması gerektiğini söyledi.

     "Osmanlıca" denildiğinde, Farsça, Almanca ve İngilizce gibi yabancı bir dil anlaşıldığını, oysa Osmanlı Türkçesiyle, 100 yıl önce bu coğrafyada konuşulan Türkçenin kast edildiğini vurgulayan Erdem, son yıllarda Osmanlı Türkçesine büyük ilgi olduğunu ifade etti.

-"Arşiv için yabancı uzman çağırırdık"-

     Erdem, her yaş ve meslek grubundan insanların Osmanlı medeniyetiyle barışmak, dedelerinin mezar taşlarını okumak, kütüphanelerdeki değerli eserlerden yararlanmak için Osmanlı Türkçesi öğrenmeye çalıştığını bildirdi.

     Eskiden Osmanlı Türkçesi'nin çok sayıda kişinin bildiğini, ancak zaman içinde yaşanan kültür kopukluğu nedeniyle bu sayının giderek azaldığını ifade eden Erdem, "Başbakanlık arşivindeki bazı belgeleri okutmak için bile yabancı uzmanlar getirtmek zorunda kalırdık. Artık Osmanlı Türkçesini çok iyi bilen bilim adamlarının, akademisyenlerin, meraklıların sayısı gittikçe artıyor" diye konuştu.

-"Müfredata girmesi olumlu"-

     4+4+4 sistemiyle ortaöğretimde seçmeli dersler müfredatına Osmanlı Türkçesinin de girmesini "olumlu bir gelişme" olarak nitelendiren Erdem, şu değerlendirmelerde bulundu:

     "Bu son derece yerinde bir karar. İsteyen çocuklarımız artık okullarında rahatlıkla Osmanlı Türkçesi eğitimi alabilecek. Eminim bu ders oldukça ilgi görecek. Bu uygulamanın tarihi derinliğimiz açısından anlamı çok büyük."

     Erdem, son zamanlarda özellikle gençlerin kendi değerlerine bir teveccühü olduğunu belirterek, "Geçmişle bağ kurulmadan gelecek asla görülemez" dedi.

-"Daha iyi Türkçe için Osmanlı Türkçesi"-

     Türkçeyi daha güzel konuşabilmek için Osmanlı Türkçesine ihtiyaç olduğunu dile getiren Erdem, şunları kaydetti:

     "Dünyada ekonomik ve sosyokültürel açıdan ileri toplumlara baktığımızda, birçok kazanımlarını tarihi dokularından, derinliklerinden aldıklarını görürüz. Bununla ilgili sürekli araştırmalar yapıyorlar. Hatta ülkelerinin menfaati için Osmanlı gibi büyük bir medeniyetin tecrübelerinden istifade etmek amacıyla üniversitelerinde uzmanlık ve doktora çalışmaları yaptırıyorlar."

     Osmanlı dönemini konu alan dizi ve filmlerin büyük ilgi gördüğüne işaret eden Erdem, bunlar yoluyla geçmişle bir bağ kurulmak istendiğini belirtti.

     Erdem, "Her şey bir tarafa dünyaca ünlü seyyah Evliya Çelebi'nin 'Seyahatnamesi'ni, Fuzuli'nin 'Divan'ını orijinalinden okuyabilmek için bile Osmanlı Türkçesi bilmek icap ediyor" diye konuştu.

     Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği'nde Osmanlı Türkçesi dersleri verildiğini kaydeden Erdem, "Hem hiç bilmeyenlere hem de ileri seviyedekilere Osmanlı Türkçesi dersleri veriyoruz. Derslerde hem matbu hem de yazma metinler okutuluyor, metin okumaları üzerinden yeri geldikçe de gramer bilgileri veriliyor" bilgisini aktardı.
Osmanlı Türkçesinin Seçmeli Ders Müfredatına Alınması

      Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği(TDED) Genel Başkanı Ekrem Erdem, 4+4+4 sistemiyle ortaöğretimde seçmeli dersler müfredatına Osmanlı Türkçesinin de girmesinin son derece yerinde bir karar olduğunu söyledi.

Erdem, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Osmanlı Türkçesini, "Türkçenin, Türkiye Türkçesinden önceki dönemi" olarak tanımlayarak, "Osmanlıca" ifadesinin yanlış olduğunu, bunun yerine "Osmanlı Türkçesi" ifadesinin kullanılması gerektiğini söyledi.

"Osmanlıca" denildiğinde, Farsça, Almanca ve İngilizce gibi yabancı bir dil anlaşıldığını, oysa Osmanlı Türkçesiyle, 100 yıl önce bu coğrafyada konuşulan Türkçenin kast edildiğini vurgulayan Erdem, son yıllarda Osmanlı Türkçesine büyük ilgi olduğunu ifade etti.

-"Arşiv için yabancı uzman çağırırdık"-

Erdem, her yaş ve meslek grubundan insanların Osmanlı medeniyetiyle barışmak, dedelerinin mezar taşlarını okumak, kütüphanelerdeki değerli eserlerden yararlanmak için Osmanlı Türkçesi öğrenmeye çalıştığını bildirdi.

Eskiden Osmanlı Türkçesi'nin çok sayıda kişinin bildiğini, ancak zaman içinde yaşanan kültür kopukluğu nedeniyle bu sayının giderek azaldığını ifade eden Erdem, "Başbakanlık arşivindeki bazı belgeleri okutmak için bile yabancı uzmanlar getirtmek zorunda kalırdık. Artık Osmanlı Türkçesini çok iyi bilen bilim adamlarının, akademisyenlerin, meraklıların sayısı gittikçe artıyor" diye konuştu.

-"Müfredata girmesi olumlu"-

4+4+4 sistemiyle ortaöğretimde seçmeli dersler müfredatına Osmanlı Türkçesinin de girmesini "olumlu bir gelişme" olarak nitelendiren Erdem, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bu son derece yerinde bir karar. İsteyen çocuklarımız artık okullarında rahatlıkla Osmanlı Türkçesi eğitimi alabilecek. Eminim bu ders oldukça ilgi görecek. Bu uygulamanın tarihi derinliğimiz açısından anlamı çok büyük."

Erdem, son zamanlarda özellikle gençlerin kendi değerlerine bir teveccühü olduğunu belirterek, "Geçmişle bağ kurulmadan gelecek asla görülemez" dedi.

-"Daha iyi Türkçe için Osmanlı Türkçesi"-

Türkçeyi daha güzel konuşabilmek için Osmanlı Türkçesine ihtiyaç olduğunu dile getiren Erdem, şunları kaydetti:

"Dünyada ekonomik ve sosyokültürel açıdan ileri toplumlara baktığımızda, birçok kazanımlarını tarihi dokularından, derinliklerinden aldıklarını görürüz. Bununla ilgili sürekli araştırmalar yapıyorlar. Hatta ülkelerinin menfaati için Osmanlı gibi büyük bir medeniyetin tecrübelerinden istifade etmek amacıyla üniversitelerinde uzmanlık ve doktora çalışmaları yaptırıyorlar."

Osmanlı dönemini konu alan dizi ve filmlerin büyük ilgi gördüğüne işaret eden Erdem, bunlar yoluyla geçmişle bir bağ kurulmak istendiğini belirtti.

Erdem, "Her şey bir tarafa dünyaca ünlü seyyah Evliya Çelebi'nin 'Seyahatnamesi'ni, Fuzuli'nin 'Divan'ını orijinalinden okuyabilmek için bile Osmanlı Türkçesi bilmek icap ediyor" diye konuştu.

Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği'nde Osmanlı Türkçesi dersleri verildiğini kaydeden Erdem, "Hem hiç bilmeyenlere hem de ileri seviyedekilere Osmanlı Türkçesi dersleri veriyoruz. Derslerde hem matbu hem de yazma metinler okutuluyor, metin okumaları üzerinden yeri geldikçe de gramer bilgileri veriliyor" bilgisini aktardı.

Uluslararası İstanbul Şiir Festivali başlıyor!


     İstanbul’un ve Türkiye’nin en önemli edebiyat etkinliklerinden biri olan Uluslararası İstanbul Şiir Festivali'nin bu seneki konuk ülkesi, Hollanda-Türkiye arasındaki ilişkilerin 400. yılı münasebetiyle Hollanda, özel teması da Hollanda şiir olacak. Ülke edebiyatının önde gelen şairleri K. Michel, Ester Naomi Perquin veMenno Wigman ile Hollanda edebiyatı eleştirmeni Rob Schouten festival etkinliklerinde yer alacak.

12 EYLÜL ÇARŞAMBA
16.00 - Şiir Tartışması
Yer: İnsan Kitabevi
“Genç Şair ve İlk Kitabı”
Deniz Durukan
Enver Ercan
Gülce Başer
Yasakmeyve dergisi katkılarıyla
18.00 - Şiir Okuması
Yer: Kızlarağası Medresesi
Furkan Çalışkan
José María Alvarez
K. Michel
Mevlana Idris
Namık Kuyumcu
Piera Mattei
Simone Inguanez
Tarık Günersel
19.30 - Şiir Okuması
Yer: Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Bahçesi
Cenk Gündoğdu
Ester Naomi Perquin
Fatma Çolak
Haydar Ergülen
Katerina Iliopoulou
Menno Wigman
Tozan Alkan
22.00 - Kitap Kutlaması
Yer: Sakman Bar
(Katerina Iliopoulo, Şiir Performansı ve Kitap Kutlaması)

“Cahil olanların merhameti ve lütfu azdır.”

Mevlana

7 Eylül 2012 Cuma


8 Eylül Dünya Okuma Yazma Günü

      Dünya Okuma Yazma Günü dolayısıyla AA muhabirine Türkiye'de okuma kültürü hakkında değerlendirmelerde bulunan Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Genel Başkanı Ekrem Erdem, öğrenmenin yolunun okumaktan geçtiğini belirterek, Türk milletinin ise çok okuyan bir millet olduğunun söylenemeyeceğini ifade etti.

     'Okumayı biz milletçe özellikle son 60-70 yılda çok fazla değerlendiremedik'' diye konuşan Erdem, çevre ülkelerle kıyaslandığında Türkiye'nin okuyanı en az ülkeler arasında olduğunu söyledi.

      Erdem, ''Okumayı biz insanlara sevdiremedik, yani 'insanlar okumuyor' diye insanları suçlamanın anlamı yok. Bir Japon, bir İranlı, bir Alman bir Fransız okuyor da Türk niye okumuyor. Okumuyorsa bunun sebeplerini bence araştırmak lazım. Bunun en önemli sebeplerinden bir tanesi bizim kesinlikle eğitim sistemimizden, bir diğeri ise dil meselesinden kaynaklanıyor'' dedi.

      Yeni nesile kitap okumayı ve kitap okuma kültürünü kavratmak gerektiğine dikkat çeken Erdem, ''Bunun için de öncelikle bizim dilde birlik sağlamamız lazım. Yani dil deyince, dil ağırlıklı olarak kelimelerdir. Kelimeler de bugünkü neslin anlayacağı kelimelerdir. Kitaplar bu şekilde yazılırsa inanıyorum ki okuyan seviyesi artacaktır. Bugün kitaplar okunmuyorsa, kitapların biraz da dilinden kaynaklanıyor. Yani yaşayan dilde kitap üretmezseniz kitap okunmaz'' diye konuştu.

       Türk Dil Kurumu ve Milli Eğitim Bakanlığı'na dilde birlik sağlanması konusunda büyük görev düştüğünü anlatan Erdem, iki kurumun birlikte hareket ederek dil standardını sağlaması ve bu standart dilin çocuklara öğretilmesi gerektiğini vurguladı.

      Milli Eğitim Bakanlığı'nın Türk edebiyatının şaheserlerini herkesin anlayacağı hale getirilerek sunulmasının önemli olduğunu kaydeden Erdem, ''Milli Eğitim çocuklara en azından sözlük okumayı, sözlüğe bakmayı mutlaka ama mutlaka öğretmeli'' dedi.

 
“Denebilir ki hiçbir şeye muhtaç değiliz. Yalnız bir tek şeye çok ihtiyacımız var. Çalışkan olmak...”
 
Mustafa Kemal Atatürk

6 Eylül 2012 Perşembe


Hiç Ferahlığı - Hasan Akay

Hat Yayınları
      “Bu yazılar, kendini özel bir biçimde arz eden sevgi ve sanata, şiir ve şehre, Doğu’ya ve Batı’ya, uygarlık ve tabiata, düşünce ve hayata içten seslenen denemelerdir.” şeklinde ön sözde yer alan ifadeler, aslında bu kitap için muhtevası açısından mütevazı sayılabilecek bir sunumdur.

     Prof. Dr. Hasan Akay’ın çok yönlü duyarlılığını gösteren denemeleri; Akay’ın poetik düşüncelerine zemin teşkil etmekle birlikte, oryantalizmden postmodernizme, şehirden şiire ve eleştiriye değin zengin bir dünyaya yapraklarını açıyor.

     Hiç Ferahlığı; görmeye, görünenin ardındakini görmeye yoğunlaşmış nazarlar olarak da değerlendirilebilir. Bu kavramların Akay’ın dünyasındaki ayrıcalıklı yeri de dikkate alınırsa gerek şair ve yazar gerekse de akademisyen olarak farklı duyarlılıkları bir arada bulabileceğimiz bir kitapla karşı karşıya olduğumuz anlaşılır.

     Aslında Akay, bitti denilen cümleleri yeniden kurmanın gerekliliğini bir kere daha hatırlatıyor. Her zaman olduğu gibi noktadan ziyade üç noktanın hikmete ve hakikate daha çok davet eden bir iz olduğunu vurguluyor.

http://www.tded.org.tr/bpi.asp?caid=215&cid=4132


Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Kocaeli Şubesi yeni dönem etkinliklerine başladı

Tarihi Türk Musikisi Topluluğu musikiye hayat verecek

Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Kocaeli Şubesi yeni dönem etkinliklerine Şef Dr. Erdoğan Akkanat yönetimindeki Seka Tarihi Türk Musikisi Topluluğu ile başladı. Topluluk, ilk çalışmasını hafta sonunda Seka Kültür Evleri alanındaki Sanat Edebiyat ve Kültür Akademisi'nde (SEKA) gerçekleştirdi. Müzikseverler, topluluğun ilk koro çalışmasına büyük ilgi gösterdi. Seka Tarihi Türk Musikisi Topluluğu’nu yöneten Şef. Dr. Erdoğan Akkanat, Büyükşehir Belediyesi tarafından kente kazandırılan Sanat Edebiyat ve Kültür Akademisi’ni, (SEKA) “estetiğin musiki ile bütünleştiği eşsiz bir mekan olarak değerlendirdi. Dr. Akkanat, “Berlin Flarmoni Orkestrası konser ve çalışma salonu hariç burası kadar akustiği güzel, hijyenik ve mimari estetiğin musiki ile bütünleştiği bir mekan görmedim” dedi.

KAPIMIZ TÜM MUSİKİSEVERLERE AÇIK

Osmanlı-Türk musikisini yeni nesillere tanıtmak ve öğretmek amacıyla kurulan Seka Tarihi Türk Musikisi Topluluğu yeni dönem çalışmalarına başladı. Şef Dr. Erdoğan Akkanat yönetimindeki topluluk ilk çalışmasını geçtiğimiz hafta Cumartesi günü gerçekleştirdi. Topluluk sezon boyunca çalışmalarını kısa bir süre önce açılışı gerçekleştirilen Sanat Edebiyat ve Kültür Akademisi’nde sürdürecek. Seka Tarihi Türk Musikisi Topluluğu’nun koro şefliğini yürüten Dr. Erdoğan Akkanat, topluluğun çalışmaları ile ilgili bilgi verdi. Topluluğun bu seneki programına Evc-ara makamı ile başladığını söyleyen Dr. Erdoğan Akkanat, “Evc-ara klasik takımı bütünüyle icra edilecek. Amaç yeni nesillere atalarımızdan miras kalan Osmanlı-Türk Musikisini tanıtmak, öğretmek ve yaymak suretiyle hem sevdirmek hem de unutulmamasını sağlamaktır” dedi. Dr. Erdoğan Akkanat bu çerçevede kapılarının ve gönüllerinin tüm musiki severlere açık olduğunu hatırlattı.

BULUNMAZ NİMET

Dr. Erdoğan Akkanat, ayrıca çalışmalarını gerçekleştirdikleri Sanat Edebiyat ve Kültür Akademisi (SEKA) ile ilgili görüşlerini dile getirdi. Mekanı “bulunmaz bir nimet” olarak değerlendiren Dr. Akkanat, “Çok çeşitli korolarda neyzen ve koro şefi olarak görev yaptım. Berlin Flarmoni Orkestrası konser ve çalışma salonu hariç burası kadar akustiği güzel, hijyenik ve mimari estetiğin musiki ile bütünleştiği bir mekan görmedim” dedi.

KOROYA GİRMEK İSTEYENLER

Seka Tarihi Türk Musikisi Topluluğu koro çalışmalarını sezon boyunca sürdürecek. Çalışmalar Cumartesi günleri 13.00 ile 16.00 arasında gerçekleştirilecek. Koroya girmek isteyen vatandaşlar Sanat Edebiyat ve Kültür Akademisi’ne gelerek başvuru yapabilir. Ayrıca çalışmalar için 270 01 00 numaralı telefondan bilgi alınabilir.








TDED Kocaeli Şubesi