26 Aralık 2011 Pazartesi


Gazeteci Yazgan: Mevlana’nın ‘dünyadan elini eteğini çek’ sözü yanlış anlaşıldı

Gazeteci-Yazar Mustafa Yazgan, Dil ve Edebiyat Derneği'nde (DED) "Düşünce Dünyamızda Mevlâna Celâleddin Rumi " konulu bir söyleşi yaptı. Derneğin Eyüp'teki genel merkezinde düzenlenen söyleşide konuşan Yazgan, " Mevlana’nın ‘Dünyadan elini eteğini çek’ ifadesi yanlış anlaşıldı. Bu, dünya hırsını, mal, mülk sevdasını; düşmanlıkları, hasetleri, kinleri kalbinden sök, at manasındadır. Ama istersen git Sabancı gibi, Koç gibi dünyanın en büyük firmalarının başında ol. Yani dünyayı terk, kalbin hastalıklarını demektir” şeklinde konuştu.

Yazgan, Mevlana’nın aşkını şöyle anlattı: “Mevlana'nın alamet-i farikası aşktır. Aşk, denince, beşeri aşkı kast etmiyorum. Tabii, beşeri aşk akıl ile takviye, ruh ile de teyid edilirse, ilahi aşka yol açar. Beşeri aşktan ürkmeyin, ama Mevlana'nın bahsettiği aşk, o değil. Mesnevi bir aşk eseridir. Ona göre aşk, hayatın aslıdır, özüdür. Aşk olmadan meşk olmaz. Mevlana'ya göre akıl ve ilim gayb aleminin gerçeklerini kavramada yetersizdir. Belli bir noktaya kadar insanı eriştirir fakat insan aşktan kanatlara sahipse, ilim ve aklın hayal edemeyeceği kadar yücelir. Ancak aşk ile sevgiliye bağlanan gönül muteberdir. İnsanla Allah arası bir deniz mesabesinde ise akıl bu denizde bir yüzücü aşk ise gemidir. Yüzücü her an tehlikededir, boğulabilir. Gemiye binen, Allah'ın izniyle kurtulur. İnsan ruhunun meyli Allah'a yakın olmaktır.”

Derneğin, geleneksel olarak her hafta düzenlediği "Cumartesi Söyleşileri" kapsamında gerçekleştirilen söyleşi, büyük ilgi gördü. Gazeteci-Yazar Yazgan, konuklarının yoğunlukla genç dinleyicilerden oluşmasından sonsuz memnuniyet duyduğunu dile getirdi. Dil ve Edebiyat Derneği, her hafta düzenlediği değişik toplantılarla fikir ve edebiyat dünyasına önemli katkılarını sürdürüyor.

23 Aralık 2011 Cuma


Gazeteci - Yazar Mustafa Yazgan, Mevlana’yı Anlatacak

Gazeteci – Yazar Mustafa Yazgan, Dil ve Edebiyat Derneği’nin Mevlana haftası etkinlikleri çerçevesinde düzenleyeceği ‘Düşünce Dünyamızda Mevlana Celaleddin Rumi’ konulu söyleşide Mevlana’yı anlatacak.

Her yıl çeşitli etkinliklere sahne olan Mevlana haftasında bu yıl Dil ve Edebiyat Derneği de Mevlana’yı tanıtmak için bir dizi etkinlik düzenliyor. Derneğin Eyüp’teki genel merkezinde yarın saat 13.00’da başlayacak ‘Düşünce Dünyamızda Mevlana Celaleddin Rumi’ konulu söyleşiye Gazeteci Yazar Mustafa Yazgan katılacak. Söyleşiye önemli sayıda konuğun katılması bekleniyor.

Mustafa Yazgan Kimdir?

Gazetecilik ve yazarlık yapan Mustafa Yazgan, yurt içinde ve yurt dışında çok sayıda konferans verdi. Pek çok gazete ve dergide yazı ve şiirleri yayımlandı. Yeni Ülkü, Düşünen Adam, Adalet, Yeni İstiklâl, Büyük Doğu, Yeni İstanbul, Yeni Devir, Sebil ve Vesika gibi gazete ve dergilerde çalıştı. Deneme-İnceleme eserleri Mücadelemizin Diyalektiği İçinde Türkiye ve Dertlerim, İlim ve Ahlâk, İslâm ve Kâinat, Çağımızın Ana Meseleleri, Ahenk, Tuğra, Fetihname, Kurtuluş Hasreti, Semavi Dinlerde Ahlak, Allah… Ölümsüz Gerçek, Mukaddes Dava, Buhran; Monark Ütopia'dır. Ayrıca, Sessiz Çığlık adlı romanı, Sertavul Geçidi adlı piyesi, Ömrümün Devr-i Saadeti, Hacc Seyahati Notları hatıraları başlıca eserlerindendir. Çocuk kitapları da yazan Yazgan'ın; Ahlakî Çocuk Hikâyeleri, Müslüman Türk Çocuğunun Ahlâk Kitabı, Buharalı Cengâver Zaferhan ve Malazgirt adlı kitapları önemli eserlerindendir.

22 Aralık 2011 Perşembe

Dil ve Edebiyat Derneği Sinevizyon 2008 - 2011

Dil ve Edebiyat Derneği Sinevizyon 2008 - 2011

New York Times'tan 'En iyi 10 kitap'

5 tanesi edebiyat eserlerinden, 5 tanesi edebiyat dışı eserlerden seçilen liste şöyle:

EDEBİYAT
The Art of Fielding - Chad Harbach
Harbach'ın ilk romanı, her duygunun daha güçlü bir şekilde yaşandığı ve her hatanın kana susamış izleyiciler tarafından yargılandığı bir sahada geçiyor. Kitap, eski usül beyzbol hikâyesini görkemli bir yetenek ve hırsın sınırları ile birleştiriyor.

11/22/63 - Stephen King Kariyeri boyunca sıradan ve olağanüstüyü birleştirip kullanmakta hep farklı ve yeni yollar bulan King'in yeni romanı, kendisinin de yaşadığı Maine'de bir restoranda geçiyor. Bir İngilizce öğretmeninin 1958 yılına dönüp Lee Harves Oswald'ı durdurmaya çalışmasını konu alan kitap, bize gündelik hayatın arkasında saklı olan dehşeti gösteriyor.

Swamplandia! - Karen Russell Everglades Tropikal Ormanları boyunca timsah temalı bir park, hayalet bir sevgili ve Yunan mitolojisine göre ruhların yer altına giderken geçtikleri nehire benzer bir yolculuk: Russell'in ilk romanı, genç bir kadının kederli ailesinin yaşam biçimini koruma çabasını konu alıyor.

Ten Thousand Saints - Eleanor Henderson Henderson'un AIDS, müzik, aşk temalı ilk romanı, bir grup arkadaşı, aşıkları, ebeveynleri ve çocukları konu alıyor. Karakterlerin yaşamlarının derinlerine inen roman, onlar arasındaki ilişkinin izini sürmenin yanı sıra hakikatin peşine düşüyor; Handerson karanlıkta bir şey yakalıyor.

Kaplanın Karısı - Téa Obreht
Kaplanın Karısı, savaşın paramparça ettiği Balkanlar'ı konu alıyor. Genç bir doktor olan Natalia, çok sevdiği büyükbabasının ücra bir köyde ölümü ardından onun eşyalarını almak için yola çıkar. Eşyaları bulsa da, inanışa göre ölümün ardından kırk gün geçmeden onlara dokunulmaması gerekmektedir. Natalia, sadece büyükbabasının ölümü ardındaki gizemi aydınlatmakla kalmayacak, söylenceler, hurafeler ve hayal kırıklıklarıyla örülü yolculuğunda kuşaklar boyu süregiden savaşlara ve acılara da ışık tutacaktır.

EDEBİYAT DIŞI
Arguably Essays - Christopher Hitchens

Kanser hastası yazarın neredeyse 800 sayfa olan ve 100'den fazla deneme içeren kitabı, Harry Potter'dan Afganistan'a birbirinden alakasız birçok konuya temas ediyor.

The Boy in the Moon: A Father’s Journey to Understand His Extraordinary Son - Ian Brown Eskiden muhabir olan yazar, bir muhabirin merakını ve romancının içgüdüsünü birleştiriyor: Genetik mutasyonla doğan oğlu Walker'ın basit şeyleri bile yapamamasının traji komik hikâyesi.

Malcolm X: A Life of Reinvention - Manning Marable Aşağılık bir suçludan uyuşturucu bağımlısına, bir mahkumdan müdüre, bir bölücüden hümanistte ve son olarak da kurbana: Kitap üzerinde 10 seneden fazla çalışan ve senenin başında yaşamını yitiren yazar, okuyucuya, Malcom X'in otobiyografisinden daha fazlasını, yalın ve eksiksiz bir portresini sunuyor.

Thinking, Fast and Slow - Daniel Kahneman Ne hakkında düşündüğümüzün önemini hafife alıyoruz. Geçmişi yanlış hatırlıyor ve bizi neyin mutlu edeceğini yanlış değerlendiriyoruz. Dünya çapında isim yapmış psikologlar, kemiklerimize işleyen mantıksızlığı ve bizim en kötüsü olmadığımızı anlatıyor.

A World on Fire / Britain’s Crucial Role in the American Civil War - Amanda Foreman
Büyük Britanya, Amerikan İç Savaşı sırasında kimin tarafındaydı? Yazar, Kuzey ve Güney arasında geçen savaşı zengin tanımlarla anlatıyor.


Aziz Nesin'in arşivi açılıyor

16 yıl önce aramızdan ayrılan Aziz Nesin’in kendi adını taşıyan vakfında tamamen yazara ait, yaşamı boyunca biriktirdiği, yazdıklarını kapsayan kişisel bir arşiv var. Bu arşivde bir milyon belge bulunuyor.

Habertürk gazetesinin haberine göre, arşiv, Aziz Nesin’in günceleri, 1965 yılından itibaren yurtdışı gezilerinde tuttuğu defterler, buralardan getirdiği anı - belgeler, mektuplaşmaları, yayımlanmış kitaplarının taslakları ve ilk nüshalarından oluşuyor. Aynı arşivde henüz yayımlanmamış öykü, roman ve yazıları ile yazmayı düşündüğü eserlere dair notlar da var. Arşivde ayrıca kitap kapaklarının orijinalleri, hatta Nesin’in kapaklar için kendi yaptığı kolajlar bile mevcut. 65-70 yılı kapsayan bu koleksiyon, sadece yazarın biyografisine değil, bir döneme tanıklık edebilecek nitelikte. Toplumsal tarih araştırmacıları, basın, edebiyat, yayıncılık, siyaset ve kültür hakkındaki çalışmalar için de hazine değerinde bir kaynak. Ancak bu hazine henüz gözlerden uzak. Ölümünden sonra yazarın on kadar kitabı basıldı, sözünü ettiğimiz arşivde ise bundan çok daha fazlası okurlarıyla buluşmayı bekliyor.

Bu özel arşiv üzerinde zaten iki yıldır çalışma yapılıyordu. Ancak şimdi arşivler için özel olarak iki kişi görevlendirildi. Yapılan özel çalışmalar sayesinde günışığına çıkan ilk kitap geçen ay basılan Nesin’in “Sanat Yazıları” oldu. Tiyatro, yazarlık, edebiyat, sinema, karikatür, şiir gibi başlıklardaki yazıları içeren bu derleme, Nesin’in hiç yayımlanmamış ya da dergilerde kalmış yazılarından bir araya getirildi. Üzerinde çalışılan ve birkaç ay sonra yayımlanacak bir diğer proje çizgi romanlar.

Aziz Nesin, 50’li yılların ortalarından 70’lerin ortasına dek - arada kesintiler, ayrılıp geri dönmeler olsa da, Yusuf Ziya Ortaç’ın çıkardığı Akbaba Dergisi’nde çalıştı. Çizgi romanlar da ilk olarak Akbaba’da yayımlandı. Dönemin önemli çizerleri tarafından resimlenmiş, 1954 - 1960 yılları arasında tefrika edilmiş beş çizgi öykü: “Baba Mirası”, “Deniz Aslanı”, “Bilmemne Adası”, “Berber Nonoş” ve “Bayan Aynur ile Bay Buyur”. Bu beş çizgi roman elli yıllık uykularından uyandırıldı, temizlendi ve basıma hazır hale getirildi.

Futbolcuyuz Futbolcu
Bir diğer proje ise Aziz Nesin’in futbol ve güreş yazılarını basmak. Arşiv sorumlularından Esin Pervane şöyle konuştu: “Birçoklarına tuhaf gelebilir, Nesin 1963 - 64 yıllarında Akşam gazetesinde spor yazarlığı da yapmış. Futboldan hiç anlamamasına rağmen... Nesin’in eleştirel ve komik üslubuyla kaleme alınmış bu yazılara, futboldan başka her şeyden bahseden futbol yazıları denebilir.


Futbol yazılarının Akşam Gazetesi’ndeki başlığı “Futbolcuyuz Futbolcu”. Aynı zamanda ‘ne sağcıyız ne solcu, futbolcuyuz futbolcu’ sözünü dilimize kazandıranın da Aziz Nesin olduğunu belirtmekte fayda var. Gene 1960’larda gazeteci olarak gittiği Kırkpınar’da yazdığı güreş yazıları da sporun yanında sosyal ve siyasal gözlem, eleştiri ve göndermelerle dolu.”


İşte insan beynini geliştiren 10 roman

EDEBİYATIN ‘iyileştirici’ niteliğinden yola çıkan bir grup bilim insanı, nitelikli romanların insan beynini geliştirip keskinleştirdiğini, sosyal bağları güçlendirerek kişiliği değiştirdiğini ve ilişki kurmayı kolaylaştırdığını koydu ortaya. Toronto Üniversitesi öğretim üyesi psikiyatr Keith Oatley ve Ingrid Wickelgren tarafından Scientific American’da yazılan makaleye göre, roman kahramanlarıyla özdeşleşmek, hem hayal dünyasını zenginleştiriyor, hem de sosyal bağları güçlendiriyor.

Nitelikli bir roman, bu etkileriyle insan beynini de keskinleştiriyor ve insan davranışlarına ilişkin sağlam ipuçları veriyor. İki bilim insanı, insan beynini en fazla geliştiren on romanı da tespit etmişler. Listede Tolstoy’un Anna Karenina veya Virginia Woolf’un Bayan Dalloway’ın yanı sıra Muhsin Hamid’in 2007 yılında yazdığı ‘The Reluctant Fundamentalist / Gönülsüz Köktendinci’ isimli romanı da yer alıyor. Bakın bakalım, siz ne kadar etkilendiniz bu romanlardan...

Listede yer alan on roman
- Johann von Goethe / Genç Werther’in Çektikleri (1787)
- Jane Austen / Aşk ve Gurur (1813)
- Nathaniel Hawthorne / Kırmızı Leke 1850
- Gustave Flaubert / Madam Bovary (1856)
- George Eliot / Middlemarch (1870)
- Leo Tolstoy / Anna Karenina (1877)
- Virginia Woolf / Bayan Dalloway (1925)
- Toni Morrison / Sevgili (1987)
- J.M. Coetzee / Utanç (1999)
- Muhsin Hamid / Gönülsüz Köktendinci (2007)

Yaşar Kemal’e en üst düzey Fransız nişanı

Fransa Genel Kurmay eski başkanı ve Legion d’Honneur Büyük Şansölyesi Orgeneral Jean-Louis Georgelin, Fransa’nın Türkiye Büyükelçisi Laurent Bili’nin de hazır bulunan bir törenle Yaşar Kemal’e Grand Officier dans l’Ordre National de la LÈgion d’Honneur nişanını takdim etti.

KÜLTÜR SANAT SERVİSİ

Tören, saat 19.00’da İstanbul’daki Fransız Sarayı’nda gerçekleştirildi. Legion d’Honneur, Fransa’nın en üst düzey ve en seçkin nişanı. 1983 yılında bu nişanın ‘Commandeur’ mertebesiyle taltif edilen Yaşar Kemal, ‘Grand Officier’ye değer bulunan ender sayıda isimden biri.


Evliya Çelebi doğumunun 400. yılında anılıyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi, ünlü seyyah Evliya Çelebi'yi doğumunun 400. yılında bir panelle anacak."Evliya Çelebi ve İzmir" isimli panel, 22 Aralık 2011 saat 17.00'de, Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi (APİKAM)'nde yapılacak.

Evliya Çelebi tarafından 17. yüzyılda yazılan ve bugün da önemini koruyan 10 ciltlik Seyahatname ve bu eserde İzmir'e ayırdığı bölümler, panelin konusunu oluşturacak.

APİKAM Müdürü Yrd. Doç Dr. Oktay Gökdemir'in yöneteceği panelin konuşmacıları Dokuz Eylül Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Daş, araştırmacı yazar Zeki Büyüktanır ve yazar Birsen Kırbaş olacak.

CİHAN

Görme engelliler için Raskolnikov telefonda!

Türk Telekom ve Boğaziçi Üniversitesi Görme Engelliler Teknoloji Laboratuvarı (GETEM) işbirliğiyle hayata geçen Telefon Kütüphanesi projesiyle görme engelliler yüzlerce sesli kitabı ev telefonları üzerinden ücretsiz olarak dinleme imkânı bulacak.
Yüzlerce sesli kitabın sunulduğu uygulama, 0 800 219 91 91 numaralı telefon üzerinden hizmet veriyor. Hizmetten faydalanmak isteyenler, görme engelli olduklarına dair bir raporla GETEM’e başvurarak şifre alacak. Kullanıcılar, aldıkları şifreyle 200’den fazla sesli kitaba ücretsiz olarak erişebilecek. Sadece ev telefonları üzerinden faydalanılabilen Telefon Kütüphanesi’nin kullanıcıları, diledikleri kitabı seçme, bir sonraki aramada kaldığı yerden devam etme ya da bölümler arasında ileri-geri gidebilme gibi gelişmiş özelliklerden de yararlanabilecek.

Önemli eserler var Boğaziçi Üniversitesi Görme Engelliler Teknoloji Laboratuvarı’nın (GETEM) yaptığı açıklamaya göre, kitapların tamamı gönüllü okuyucular tarafından okundu. GETEM, proje kapsamında kısa bir süre içinde Altı Nokta Körler Vakfı’yla sesli kitap kaydı değiş tokuşu yapmayı planladıklarını açıkladı. Böylelikle GETEM ve Altı Nokta Körler Derneği kendi havuzlarında bulunmayan sesli kitapları birbirlerine aktarmış olacak.

İlgi görmesi halinde yeni kitaplar ve onları okuyacak yeni gönüllülerle projeye devam edilecek. Projede yer alan kitaplar arasında Yaşar Kemal’in “Ağıtlar”, “Ortadirek-Dağın Öte Yüzü 1” ve “Ölmezotu”, Nâzım Hikmet’in “835 Satır Şiirler”, “Benerci Kendini Niçin Öldürdü-Şiirler 2”, Elif Şafak’ın “Bit Palas”, “Medcezir” - Elif Şafak, Turgenyev’in “Babalar ve Oğullar”, Virginia Woolf’un “Deniz Feneri” ve Murathan Mungan’ın “Eldiven Hikayeler” adlı eserleri de bulunuyor

20 Aralık 2011 Salı

‎20.12.1873 - Şair, yazar ve düşünür Mehmet Akif Ersoy İstanbul'da doğdu.

Hüsnü Hat Sergisi Büyüledi

Belediyemiz ve Dil ve Edebiyat Derneği (DED) tarafından ortaklaşa düzenlenen Hüsnü Hat Sergisi ve Hat Sanatı Üzerine başlıklı konferans yoğun bir katılımla gerçekleştirildi. Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mehmet Memiş, 30. sanat yılında Türkiye'nin farklı illerinde bulunan öğrencileriyle birlikte Çorum'da hat sergisi açtı.




Dil ve Edebiyat Derneği Çorum Şubesi Sergi Salonu'nda gerçekleştirilen sergide, İslam sanatlarının önemli bir kolunu oluşturan hat, sülüs yazı levhaları, ayet, hadis ve güzel sözler yer aldı. Memiş, Osmanlı sanatı olarak bilinen hat çalışmasının günümüzde de yoğun ilgi gördüğünü belirterek, çizgilerin sanatı ya da çizgilerdeki estetik olarak nitelendirilen hattın, çaba gerektiren, ancak insana keyif ve huzur veren bir sanat olduğunu söyledi.


Hat sanatı hakkında bilgiler veren Memiş, şöyle konuştu: "Hat, yazı, çizgi, hudut gibi anlamlara gelir, Arap yazılarıyla yazılan güzel yazılara verilen isimdir. Ama aslında Hat sanatı, Kuran Medeniyeti'nin sembolü ve çizgisidir. Nasıl ki Ezan İslam'ın bir sesli sembolüyse, Hat ve diğer İslam sanatları da bu kültürün, bu medeniyetin görsel sembolleridir. Hat ya da Hüsn-i Hat, kendine has bir karaktere sahip olmuştur."


Memiş, hat sanatının bir tutku olduğunu, onu çok sevmeden, çizgilere aşık olmadan yıllarca sürecek zahmete katlanmanın mümkün olmadığını kaydetti.Çizgilere aşık olmadan hat sanatının yapılamayacağını belirten Memiş, "Aslında zevkli olan o çizgilerin kıvrımlarında yaptığınız sihirli yolculuktur. Üç beş santimetre ile ifade edebileceğimiz mesafelerde, görebilenler için ne güzellikler, ne incelikler vardır. Zaten öğrenirken de öğretirken de aradığımız bu letafet değil midir- Ayrıca öğretirken de aynı zamanda öğrenme devam etmektedir. Hayatın sonuna kadar bu böyle devam eder" diye konuştu.


Hat sanatının Kuran sanatı olduğu için asırlardır özgünlüğünü koruduğunu ifade eden Memiş, "Hat bir tutkudur. Onu çok sevmeden, çizgilere aşık olmadan yıllarca sürecek bu zahmete katlanmak mümkün değildir. Hat çalışan kişi, iyi bir gözlemci olmalıdır. Yani hocasının gösterdiği her hareketi izaha gerek duymadan kavrayabilmelidir. Kabiliyet önemlidir ama sabır daha da önemlidir. Bir önemli husus da bu sanatın manevi boyutunun farkında olmaktır. Çünkü onun temelinde Kuran vardır. O bir Kuran sanatı olduğu içindir ki asırlardır bunca dış etkilere rağmen özgünlüğünü koruyarak zamanımıza gelebilmiştir" dedi.


19 Aralık 2011 Pazartesi


Osmancık Belediyesi ile Dil ve Edebiyat Derneği işbirliğinde “Küresel Krizin Türkiye Ekonomisine Etkileri ve İşletmelere Düşen Görevler” konulu bir konferans düzenlendi.

Konferansa Marmara Üniversitesi İngilizce İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Öztürk konuşmacı olarak katıldı.
Osmancık Belediye Şehir Tiyatrosunda düzenlenen konferansı Osmancık Kaymakamı İbrahim Küçük, Garnizon Komutanı Levent Öztürk, Belediye Başkan Vekili Mustafa Çıplak, Emniyet Müdürü Murat Nebioğlu, Ak Parti İlçe Başkanı Oğuzhan Kaya ve çok sayıda vatandaş dinledi.

Türk ekonomisini okyanusta yüzmeye kalkan bir takaya benzeten Prof. Dr. İbrahim Öztürk; “Dünya’da artık sınırlar kalktı ve müthiş bir rekabet gücü var. Dünya devlerin ürettiği ürünler Osmancık’ın arka sokaklarına kadar girdi. Koca bir okyanusa açıldık, bizim de Türk ekonomisi dediğimiz temelin takası gibi bir takamız var ama bu taka okyanusta yüzmez. Çünkü bizim takamızın motoru okyanusta yüzmek için yapılmamış. Türkiye’nin ekonomi kurgusu dünya ekonomisiyle yarışma maksatlı kurulmamış ilk başta. Kapalı bir ülkede kendi kendimize yeterli olmak için kurulmuş. Şirketlerin ölçeği yanlış bir kurguda. Şimdi bir anda sınırlar açıldı ve bizim bu takayla bu okyanusta yüzemeyeceğimiz anlaşıldı. Dolayısı ile biz yeni bir gemi inşa etmek, yeni bir yönetim anlayışı geliştirmek zorundayız.” dedi.

Küresel krizin etkilerinin Türkiye için henüz atlatılmadığını söyleyen Öztürk, “Bana göre 2008 yılında başlayan küresel kriz bitmedi. Tam tersi fay hatları kırılarak sorun ciddileşiyor. Fakat bizim insanımızda iktisat mantalitesi olmadığı için seyretmekle yetiniyoruz. Ancak buna rağmen değerlendirmelerimize göre kriz Türkiye’yi gelecekte 2009 yılındaki kadar derinden vuramayacak. Türkiye gelen dalgaya daha hazırlıklı karşılık verecek.” ifadelerini kullandı.

Konferans sonrasında Belediye Başkan Vekili Mustafa Çıplak ile Dil ve Edebiyat Derneği Osmancık Şubesi Başkanı Kazım Sekili,Öztürk’e plaket verdi.

Osmancık Kaymakamı İbrahim Küçük de Öztürk’e ilçenin yöresel ürünlerinden Osmancık Pirinç Sabunu hediye etti.


Hüsnü Hat sergisi mest etti

Çorum Belediyesi ve Dil ve Edebiyat Derneği (DED) tarafından ortaklaşa düzenlenen Hüsnü Hat Sergisi ve Hat Sanatı Üzerine başlıklı konferans yoğun bir katılımla gerçekleştirildi.

Türkiye'nin ünlü hattatlarından hemşehrimiz Prof. Dr. Mehmet Memiş'in 30'uncu sanat yılı nedeniyle düzenlenen etkinlikte, birbirinden güzel eserleriyle katılan Mehmet Memiş'in talebelerinin de çalışmaları sergide yer aldı. Müslümanlar için tarifsiz değere sahip bu çalışmaların önemi, dünya genelinde büyük bir hayranlık uyandırdığı da hesaba katıldığında daha da net olarak anlaşılıyor. Bilim alanındaki çalışmalarının yanısıra, sanat alanındaki eserleri ve yetiştirdiği talebeleriyle de hemşehrilerinin gururu olan Prof. Dr. Mehmet Memiş’in 30. Sanat Yılı, hat meraklılarını bir araya getirdi. Yaşayan değerlere sahip çıkılması anlamında başarılı çalışmalara imza atan Çorum DED Şubesi’nin programı, tıpkı öncekiler gibi büyük bir takdir topladı.

DED Çorum Şube Başkanı ve Belediye Başkanı Turhan Candan ve Çorumlu sanatçılarla birlikte sergisinin açılışı gerçekleştiren Prof. Dr. Mehmet Memiş, kendisine ve öğrencilerine ait eserleri hakkında bilgi verdi.

16 Aralık 2011 Cuma


30.Sanat Yılında Hattat Mehmet Memiş ve Talebeleri Hat Sergisi

Çorum Belediyesi’nin Dil ve Edebiyat Derneği Çorum Şubesi ile ortaklaşa düzenlenecek olan sergide Çorumlu ünlü Hattat Mehmet Memiş ve Talebelerinin eserleri yer alacak.

Dil ve Edebiyat Derneği Çorum Şubesi’nde 16 Aralık 2011 Cuma günü saat 14.00’da açılacak olan sergi hafta sonu da gezilebilecek.

Sergide, Hattat Mehmet Memiş’in sanat yaşamı boyunca en güzel eserleriyle birlikte talebelerinin de eserleri yer alacak.

Hat Sanatını daha geniş kitlelere ulaştırmak istediklerini vurgulayan Belediye Başkanı Muzaffer Külcü, serginin ayrıca Çorumlu hat sanatçısı Mehmet Memiş’e de vefa ve hürmetin bir göstergesi niteliğinde olduğunu söyledi.

Dil ve Edebiyat Derneği
‎"Düşünce Dünyamızda Mevlâna Celâleddin Rumi "
Mustafa Yazgan İle Söyleşi

Tarih: 24 Aralık 2011 (Cumartesi) Saat:13:00
Yer: Dil ve Edebiyat Derneği
Feshane Caddesi Nu:3 Eyüp/ İstanbul
0212 581 69 12 -
www.ded.org.tr