16 Kasım 2012 Cuma

Sn. Hilmi YAVUZ ile Cumartesi Buluşmaları

"DİN, MEDENİYET, KÜLTÜR ve DİL "
 
HİLMİ YAVUZ KİMDİR?
 

HİLMİ YAVUZ, TDED CUMARTESİ BULUŞMALARI'NDA
 
     Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği (TDED)'in geleneksel olarak düzenlediği "Cumartesi Buluşmaları"nın bu haftaki konuğu Şair ve Yazar Hilmi Yavuz.
 
     Yavuz, derneğin Eyüp'teki genel merkezinde "Din, Medeniyet, Kültür ve Dil" konulu sohbet yapacak. Ünlü Şair'in 17 Kasım 2012, Cumartesi saat 13:00'te başlayacak sohbet tüm katılımcılara açık olacaktır.
 
Hilmi Yavuz Kimdir?
     Hilmi Yavuz, 1936 İstanbul doğumludur. İstanbul’da Kabataş Erkek Lisesi’ni bitirdi. İngiltere’de BBC Radyosu'nda çalıştığı yıllarda (1964-1969) Londra Üniversitesi edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nde yüksek öğrenimini tamamladı. Dönüşünde Cumhuriyet, Milliyet, Yeni Ortam gazetelerine (bir kısmı Ali Hikmet ismiyle) eleştiriler, incelemeler yazdı. Halen Mimar Sinan Üniversitesinde Uygarlık tarihi, Boğaziçi ve İstanbul Teknik Üniversitesi’nde felsefe dersleri veriyor. Lise sıralarında Dönüm dergisi ile şiire başlayan Yavuz'un ilk kitabı “Bakış Kuşu” (1969) idi. “Doğu Şiirleri” ile 1978 Yeditepe Şiir Armağanı’nı, “Zaman Şiirleri” ile de 1987 Sedat Simavi Edebiyat Ödülü’nü kazandı.

TÜRKİYE DİL ve EDEBİYAT DERNEĞİ (Ahmet Yesevi Toplantı Salonu)
Feshane Cad. Nu:3
EYÜP/İSTANBUL
0212 581 69 12
bilgi@tded.org.tr - www.tded.org.tr

10 Kasım 2012 Cumartesi



Cumhuriyetimizin kurucusu büyük önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü 74. ölüm yıldönümünde sevgi, saygı ve rahmetle anıyoruz.

Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği
Cahit Zarifoğlu Kıbrıs Harekatı'nda subaydı

Ekrem Erdem'in genel başkanı olduğu Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği'nin yayınladığı Dil ve Edebiyat dergisi, Kasım sayısını “Mavera Dergisi Özel Sayısı” olarak çıkardı.
Genel Yayın Yönetmeni Üzeyir İlbak'ın Rasim Özdenören ve Atasoy Müftüoğlu'yla yaptığı söyleşilerle, Nazif Gürdoğan, Mustafa Özçelik, Mustafa Miyasoğlu, Mustafa Yürekli, Mehmet Atilla Maraş, Ömer Lekesiz, Nurettin Durman, Hüseyin Yorulmaz ve Zafer Acar'ın yazılarıyla dikkat çekiyor, bu sayı. Mustafa Yürekli, Dil ve Edebiyat'ın ‘Mavera Dergisi Özel Sayısı' sayısına ‘Kelimeler Andı Bekler' şiiriyle ve ‘Mavera'nın Önderliği ve Cahit Zarifoğlu' yazısıyla katkıda bulundu.

Babamla Cahit Zarifoğlu, aynı dönemde, 1974 yılının Ocak ayından itibaren Sarıkamış Dağcı Alayı'nda asteğmen yedek subay olarak görev yaptılar.


Her hafta salondaki masaya oturur, pencereden gelen ışığın altında, titreyen ellerimle tesbih boncuklarını ipe toplar gibi bir dosya kağıdına tek tek harfleri dizerdim, babama uzun uzun mektuplar yazardım. Okul hayatımı anlatırdım, okuduğum kitapları.. Dahası ailedeki tüm gelişmeleri ayrıntılarıyla yazardım. Babam da ancak iki üç ayda bir mektubuma cevap verirdi. Anneme gönderdiği mektuplarda benim yazmamdan duyduğu mutluluktan bahsederdi, bu da bana yeterdi. Asker babaya mektup yazmak oğlunun vazgeçilmez görevi olmalıydı. Babama mektup yazarak, çok erken yaşta bilgilerimi, gözlemlerimi, düşüncelerimi ve duygularımı kağıda dökme becerimi geliştirdim, yazmanın tadına vardım.

Babam askerde çok fotoğraf çekilmişti.. Mektuplarında fotoğraflarına dair açıklamalar da yapardı. 1974 Sarıkamış Kış Tatbikatı'yla ilgi fotoğraflar da göndermişti.. Barınmak için kardan evler yapmışlardı, bu çok dikkatimi çekmişti. O tatbikatta tüm askerler bembeyaz askeri elbiseler giymişti. Bir de ‘leken' ya da ‘hevenk' adı verilen, kara batmamak için ayağa takılan bir tür örgülü ayaklıklar vardı, ilginç gelmişti bana. Bütün bu ayrıntıları, Erzurum dönüşü Ankara'daki ziyaretimde Cahit Zarifoğlu'na anlattım.

Babamla Cahit Zarifoğlu, CHP - MSP Koalisyon Hükümeti döneminde Kars - Sarıkamış'ta askerdi. 1974 yılının Haziran ayında Kıbrıs harekatı gerçekleşti.. Savaşa giren orduda babam subaydı. Genel Kurmay, Kıbrıs dağlık bir bölge olduğu için Sarıkamış Dağcı Alayı'na hazırlanma emri göndermişti. Savaşa hazırlık amacıyla tatbikatları sıklaşmıştı. Babamın mektupları azaldı.

Okullar yaz tatiline girdi, annem kardeşlerimi alıp köye gitti. İmam Hatiplerin orta kısmını açılmıştı. Babam askerdeydi, istesem evimize yakın olan Atatürk Ortaokulu'na kayıt yaptırabilirdim. Nerede okuyacağıma ben karar verecektim. Hiç tereddüt etmeden İmam Hatip'e kayıt yaptırdım. Ben şehirde kaldım, bir hocadan Kur'an-ı Kerim dersleri alacaktım. Altı yaşımdan beri, sekiz senedir Kur'an okuyordum ama kayıtla birlikte bir heyecan kapladı, hazırlanmak istiyordum.

Şehirde kalmamın asıl nedeni, Kıbrıs Harekatı'nı izleme arzusuydu. Adana Askeri Hastanesi, evimize yakındı. Her gün, helikopterlerle Kıbrıs'tan şehitler ve yaralılar geliyordu.. Askeri hastanenin çevresinde halk toplanıyor, helikopterleri bekliyordu. Yaralı askerler sedyelerle çıkarıldıkça, bir feryat kopuyordu. Sürekli, şehitlik ve gazilik üstüne konuşmalar yapılıyordu. Babam henüz cepheye geçmemişti ama ben helikopterden babam da çıkacakmış gibi endişelenirdim. Savaşa girmiş bir ordunun subayı olarak babam, Kars'ta nasıl hazırlanıyordu cepheye gitmek için? O günlerde, babamın tatbikatlardaki çırpınışlarını, askerlerin kışladaki telaşlarını, ne düşündüklerini, neler hissettiklerini çok merak ederdim. Babamın şehit olması durumunu düşünürdüm. Nefeslerimizi tutmuş, gazetelerden, radyodan harekatın aşamalarını adım adım izlerdik.

Yaşamak kitabında Cahit Zarifoğlu'nun anlattığı Sarıkamış'taki askerlik anılarını, ben babamın da askerlik anıları olarak, yani çok farklı bir duyarlılıkla okuyorum: ‘İki hafta olmadı bile. Toprağa kapanın karın ardından koşuşuyorlardı. Araçlar yük planlarına bakarak aceleyle yüklenirken her an birlikte ‘güneye kayma' durumuyla hazır olunacaktı. Yakın bir tehlike olmadığına göre alarm bölgesine gidilmez sanırım diyor, barış içinde askerliğin pandomimi yine de hava hedeflerine karşı dikkatli olunmalı benzin ve cephane ikmali yapılırsa yapılsın namluyla birlikte düşmana bakılsın çoraplar yamansın gereğinde günlerce arazide yaşayacak şekilde çeşitli amaçlara uygun çadırlardan uyku tulumuna portatif karyoladan mutfak malzemesine berber saraç terzi avadanlıklarına dek herşeyler koşturuluyor. Ve koşarken başını kaldırıp başka şeye bakamazsın.'[1]

Cahit Zarifoğlu, Yaşamak'ta anlattıklarına göre bir vatan görevi olarak yaptığı askerliğe, zihnen yenilmemiş, bir Müslüman şair olarak son derece uyanık ve diri görünüyor. Üstelik Sarıkamış'ta da boş durmamış, vakit buldukça okuyup yazmış. Sarıkamış notları, Cahit Zarifoğlu'nun sadece askerlik anılarından oluşmaz, tıpkı babam gibi bir otelde kalır ve sınırlı olsa da halkla ilişki kurar.

‘SARIKAMIŞ 1974'[2] başlıklı on bir sayfalık metinde, şairin Doğu Anadolu'ya ve insanımıza dair gözlemlerine de yer verilmiştir. Yine Sarıkamış başlıklı on üç sayfalık metinde[3], Allah, kaniat ve insan arasındaki ilişkilere ilişkin düşüncelerin yanı sıra, babasıyla ilişkilerine ve yazışmalarına, doğu batı meselesine, edebiyat meselelerine, roman ve şiir çalışmalarına ilişkin bilgilere ve düşüncelere ayrıntılı bir şekilde yer verildiğini görürüz.

KIBRIS'A ASKER SEVKİYATI

Yaşamak'taki ‘SARIKAMIŞ - MERSİN TREN HATTI ÜZERİNDE OCAK AYINDA BİR KAÇ GÜN VE GECE 1975.'[4] başlıklı ikinci metin, Sarıkamış Dağcı Alayı askerlerinin Kars'tan Mersin'e sevk edilişini anlatır. Cahit Zarifoğlu ve babam, askerlerini Mersin'den gemiye bindirip Kıbrıs'a götürecektir. Beş sayfada anlatılan bu tren yolculuğunu babamda kaç kez ayrıntılarıyla dinledim. Cahit Zarifoğlu bir kondoktörle sohbetine yer verir bu yazıda: ‘Biraz daha sürer bu yokuş dedi. Belki üç saat daha. Sonra döndük demektir öteki sırta. Ve o zaman ta denize kadar fırtına hızıyla gideriz. Bilmiyorsunuz Allah'ın lütfu sırtı dönmeden makinist değişecek. Şimdikini bayır aşağı inen yollara vermezler hiç. Zira tren hızlanmaya başlayınca durulması gereken istasyonları yavaşlanması gereken virajları ve çürük toprakları anlamsız bulduğunu bilmem kaç kez resmen ifadesi alındığında söylemiştir. İlerlemiş batıda biz makinistler için bu tür zorluklar yoktur der.'[5] Doğu makinisti, yokuş ustası. Batı makinisti de iniş ustası. Güzel bir ayrıntıdır bu, hiç unutamadığım.

Babamın anlattığı askerlik anılarıyla, Cahit Zarifoğlu'nun kaleme aldığı metinler arasındaki farkta, hayatla edebiyat arasındaki ilişkiyi, sanatta öz biçim ilişkisini kavradığımı söyleyebilirim.. Yazarlığın titiz ve ayrıntılı bir gözlem olduğunu herkes bilir, ifade gücünün ve betimlemelerin önemini.. Yazarlar arasındaki fark, neyi, nasıl anlattıklarında gizli..

Yolculuk boyunca yaşanan ilginç olaylar ve durumlar, Cahit Zarifoğlu'nun kaleminde özgün ve çarpıcı bir anlatıma dönüşmüş: ‘Nihayet o sonsuz hıza eriştik. Falan yerde bize sıcak yemek hazırlamışlar. Peronda bir hizada duran büyük kazanları ekmek yığınlarını gördük. Trenin beklendiği saatte görünmesi fakat durmadan hızla yoluna devam etmesi çorba kazanlarının ve ekmek yığınlarının başında bekleyenleri dehşete düşürdü. Hayretle açılmış yüzlerce yuvarlak ağız gördüm.'[6]

Metinden, trenle asker sevkiyatı yapıldığını çıkarmak oldukça güç, askerlerden hiç söz etmediğinden. Bu yüzden, Kanal 7'nin yaptığı, yönetmenliğini Mahmut Fazıl Coşkun'un ve metin yazarlığını İsmail Kılıçaslan'ın üstlendiği, ‘Yaşamak' belgeselinde, tren yolculuğu yapan Cahit Zarifoğlu kırklı yaşlarda ve sakallıdır, oysa askeri üniformasıyla otuzlu yaşlarda bir genç subay olmalıydı.

Kıbrıs'a varışları ve Cahit Zarifoğlu'nun ilk izlenimleri, ‘GİRNE 1975'[7] başlıklı metinde yer almaktadır: ‘Ordu Evi, büyük otellerden birine yerleşmiş, denize bakan büyük odalardan birinde sıkılarak yaşıyorum bu insanları[8] neden sevemedik diyorum dillerinden mi yani rum aksanı ile konuştukları türkçelerinden mi yoksa imamsız camilerinden, ezansız camilerinden, cemaatsiz camilerinden, cumaları bile civardaki türk birliğinden gelenlerin dışında hemen hemen cemaati olmayan camilerinden mi.' Babam da anlatırdı, Kıbrıslı Türklerin İslam'dan uzaklaştırılarak nasıl yabancılaştırıldıklarını. Adana'da Kıbrıslılarla karşılaşınca özel olarak ilgilenirdim, tanışıp konuşmaya çalışırdım; bir toplum kendi medeniyetinden koparılıp yabancılaştırılınca insanların ne hale geldiğini görüp acı duyardım ve İngiliz hayranı oluşlarına bir anlam veremezdim. Anadolu insanının da yakın tarihte Batıcı politikalarla böylesine yabancılaştırılmak istendiğini düşünür, üzülürdüm.

Babam, askerleriyle Kıbrıs'a sevk edildiklerini bize haber vermemişti. Annem köyde olduğu için yazmadığını düşünüyordum. Bir gün Kıbrıs'tan geldi mektubu. O kadar heyecanlandım ki.. Harekat durmuştu ama ordumuz hala Kıbrıs'taydı. O günlerde savaşın her an yeniden başlama ihtimaliyle endişeleniyorduk. Babamın Kıbrıs'ta ne yaptığını o kadar çok merak ederdim ki.. Zihnime hakim olamaz, babamı cephede savaşırken hayal ederdim.

O büyük, o ruhumu çaresizlikte inciten merakımı sonunda giderdim: Cahit Zarifoğlu, Yaşamak'taki ‘1975 VONİ'[9] başlıklı metinde, askerlerinin sabah kahvaltısını ve sabah ictimasını anlatır. ‘VONİ (KIBRIS) 1975'[10] başlıklı metinde de Rumların boşalttığı köylerde askerleriyle devriye dolaşmalarını.. Bu metinleri okurken, o endişeli günleri hatırlarım hep..

Haber7.com

1 Kasım 2012 Perşembe

Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Kadınlar Komisyonumuzun Sadece Hanımlar İçin Düzenlediği
Cuma Sohbetinin Konuğu Sn. Yıldız KONAL SÜSLÜ

"TOPLUMSAL İLETİŞİMDE DİLİN GÜCÜ"

Konuşmacı

Yıldız KONAL SÜSLÜ

02 Kasım 2012 (Cuma) Saat: 14.00
TÜRKİYE DİL ve EDEBİYAT DERNEĞİ (Ahmet Yesevi Toplantı Salonu)

Feshane Cad. Nu:3
EYÜP/İSTANBUL
0212 581 69 12


Sn. Servet Kabaklı ile Cumartesi Buluşmaları

"AHMET KABAKLI HOCA, TÜRKÇE, DİL ve EDEBİYAT"

SERVET KABAKLI KİMDİR?



Konuşmacı

Servet KABAKLI
(Türk Edebiyatı Vakfı Başkanı)

03 Kasım 2012 (Cumartesi) Saat: 14.00
TÜRKİYE DİL ve EDEBİYAT DERNEĞİ (Ahmet Yesevi Toplantı Salonu)

Feshane Cad. Nu:3
EYÜP/İSTANBUL
0212 581 69 12


30 Ekim 2012 Salı

Yalsızuçanlar, Anadolu Bilgelerini anlattı
 
     Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Kültür Sanat Etkinlikleri kapsamında usta kalem Sadık Yalsızuçanlar’ı Kocaelili sanatseverlerle buluşturdu. Yalsızuçanlar, Anadolu Bilgileri ve Bilgeliği konusunda bilgi verdi.

SANATSEVERLERDEN YOĞUN İLGİ

      Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Kocaeli Şubesi’nin Sanat Edebiyat ve Kültür Akademisi’nde (SEKA) gerçekleşen söyleşiye, Kültür Sanat ve Konservatuvar Şube Müdürü Dr. Kenan Göçer, Emin Erdem, Sakarya Üniversitesi öğretim görevlisi Dr. Ali Vasfi Kurtu, uzman pedagog Ali Çankırılı ve çok sayıda sanatsever katıldı.

ÜSTATLAR ANILDI

       Sadık Yalsızuçanlar’ın akıcı sohbeti izleyenleri adeta büyüledi. Anadolu Bilgeleri ve Bilgeliği konusunda derinlemesine bir sohbet gerçekleştiren Yalsızuçanlar, Ahmet Yesevî, Hacı Bayram Veli, Niyâzî-i Mısrî, Yunus Emre, Kaygusuz Abdal ve Mevlana gibi büyük bilgelerden bahsetti. Bu yazarların tanınması gerektiğini söyleyen Yalsızuçanlar, “Mesnevi yazarlarının günümüze miras kalan önemli eserleri bulunmaktadır. Bu eserlerin derinlemesine incelenmesi gerekmektedir’’ dedi.

SORULAR CEVAP BULDU

      Sadık Yalsızuçanlar’ı dikkatle dinleyen konuklar söyleşinin ardından usta kaleme sorularını yöneltti. Salonda bulunan konukların sorularını cevaplayan Yalsızuçanlar’ı özellikle gençler bırakmak istemedi. Yalsızuçanlar, sohbet sonrasında Sanat Edebiyat ve Kültür Akademisi’nin bahçesinde gençlerle bir süre deha sohbet etti. Ayrılmadan konuklarla hatıra fotoğrafları çektiren yazar, kendisini okurlarıyla buluşturduğu için Büyükşehir Belediyesi yetkililerine teşekkür etti.

25 Ekim 2012 Perşembe

 
Kurban bayramınızı en içten dileklerimizle kutlar, bayram günlerinizin aileniz, arkadaşlarınız ve dostlarınızla birlikte sağlık, mutluluk ve esenlik içinde geçmesini dileriz.
 
Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği

17 Ekim 2012 Çarşamba


“Benim naçiz vücudum elbet birgün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.”

Mustafa Kemal Atatürk

15 Ekim 2012 Pazartesi


Elveda Büyük Usta

Usta tiyatro ve sinema sanatçısı Erol Günaydın'a Allah’tan rahmet, Günaydın ailesine, sevenlerine ve sanat dünyasına başsağlığı dileriz.

Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği

TDED Amasya Şubesi'nde Şairlerden Şiir Dolu Gece

Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Amasya Şubesi ile Amasya Belediyesi’nin işbirliğiyle düzenlenen ‘Şiir Gecesi’ izleyicilere duygu dolu saatler yaşattı.

Saraydüzü Kışla Binası’nda gerçekleştirilen etkinliğe Amasya Valisi A. Celil Öz, Belediye Başkanı Cafer Özdemir, Emniyet Müdürü Cemil Bayazıt, Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Amasya Şube Başkanı Hüseyin Menç, çok sayıda davetli ve öğrenciler katıldı.

Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği’nin kuruluş amaçlarını anlatan Hüseyin Menç, Amasyalı sanatseverleri her ay bir etkinlikle buluşturacaklarını söyledi.



Belediye olarak sanata ve sanatçıya verdikleri destekleri hatırlatan Belediye Başkanı Cafer Özdemir’de, "Kültürümüzün yozlaştırılmadan sahip çıkılması yönündeki faaliyetleri sürekli destekleyeceğiz" dedi.



Sunuculuğunu Atilla Özgen’in yaptığı Şiir Gecesi’ne Türkiye’nin çeşitli şehirlerinden davet edilen şairler, Öznur Keçici Demirel, Ali Ziya Öğütcen, Şerife Çınar, Dr. Eyup Göksu, Bolat Ünsal, Saadet Yıldırım Ünal, Rüştü Okyar, Mine Bahçeci, Şevki Dinçal, Sevil Mısırlıoğlu, Halit Bilen, Mustafa Ayvalı ve Turgut Önal sahnede hazırlanan şairler sokağında şiirlerini seslendirdiler.

Kültür Bakanlığı Ankara Devlet Klasik Türk Müziği Korosu Ses Sanatçısı ve Bestekâr Tuncay Yalın’ın sevilen Türk Sanat Müziği eserlerinden örnekleri seslendirmesi geceyi ayrı bir hareketlilik kattı.



Gecenin sonunda Vali Öz, Belediye Başkanı Özdemir ile TDED Şube Başkanı Menç, şairlere katılım belgesi ve çiçek verdiler.

TDED Amasya

13 Ekim 2012 Cumartesi


"İşin zoruna gideceksin. Her zaman zoru dene. Zoru yapamasan bile, zoru yapmaya çalışarak hiç olmazsa kolayını yaparsın."

Aziz Nesin

11 Ekim 2012 Perşembe

6 Ekim 2012 Cumartesi

"TÜRKÇEMİZ ve ANAYASA"

Konuşmacı:

EKREM ERDEM
(TDED Genel Başkanı)

06.10.2012 (Cumartesi) Saat: 14:00' da TÜRKİYE DİL ve EDEBİYAT DERNEĞİ'nde TDED Genel Başkanı Sn. Ekrem Erdem ile söyleşimiz yoğun katılım ve büyük ilgi ile gerçekleşti.
















3 Ekim 2012 Çarşamba

"İstanbul Türkçesi" Konulu Deneme Yarışmasında Kazanan İlk 30 Öğrenci






     Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği ve İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün birlikte düzenlediği “İstanbul Türkçesi” konulu İstanbul Liselerarası “Deneme Yarışması” sonuçları açıklandı.

İşte Kazanan İlk 30

SIRA OKULUN ADI OKUL MÜDÜRLERİ DANIŞMAN ÖĞRETMEN KAZANAN ÖĞRENCİ
1 SULTAN FATİH LİSESİ MEHMET SEVGİ NAGİHAN AKKOÇ ESLEM BEYZA KARAKAŞ
2 MAHMUTBEY LİSESİ MEHMET TUNCAY SEVİNÇ FATİH ORDU RUMEYSA CEYLAN
3 KARTAL MEHMET AKİF ERSOY A.İ.H LİSESİ BEKİR AKMAN SEMRA KÜÇÜK GÜLER SÜMEYYE OLGAÇ
4 ÖZEL ÇINAR FEN KOLEJİ ABDÜLLATİF TÜRKER ALİ İRFAN KARNAK NURCİHAN EKLEME
5 GAZİOSMANPAŞA ANADOLU LİSESİ MUSTAFA DEMİRCİ GÜZİN ÖZTÜRK BEHİYE EVREN
6 BEYOĞLU ANADOLU İ.H.L MAHMUT YELEK SAFİYE YILMAZ FATİH ALİ BOZ DURSUN
7 ÖZEL TARABYA UFUK ANADOLU FEN LİSESİ İLYAS TÜRKMEN ÜMMÜHAN GÖKMEN MERVE BAKAY
8 VALİ MUAMMER GÜLER ANADOLU LİSESİ MEHMET ÇEBİ ELİF ALAN İNCE İZEL DİLAN SARI
9 ZEYTİNBURNU ANADOLU LİSESİ BEKİR KISA DERYA ÇETİN MUSTAFA KAAN ACAR
10 ÖZEL İSTANBUL FATİH ANADOLU LİSESİ M. MANSUR DÜZDAĞ KALİME ŞENDİL HAMZA DİNÇER
11 ÖZEL BEYLİKDÜZÜ FATİH ANADOLU LİSESİ NECATİ ORHAN HATİCA KUVAM BÜŞRA BAKIRCI
12 İHLAS KOLEJİ AZMİ AKSOY BAKİ KAZANIR ELİF DÜLGER
13 DÜNDAR UÇAR LİSESİ RAMAZAN YILMAZ MESUT GÜVEN DERYA RIŞVANLI
14 ÖZEL FLORYA ANADOLU LİSESİ ALTAY ALTAŞ GÜLPINAR KABLAN EYLEM EZGİ ÖZÇELİK
15 ÖZEL ŞEFKAT KOLEJİ MUSTAFA YURDUSEVEN SALİHA ŞAHİN ECENUR KARADAĞ
16 KEMAL HASOĞLU LİSESİ MUAMMER YÜCEPUR TAHİR KEMAL BULUT AYDAN KÖYLÜ
17 ÖZEL DEVRAN KOLEJİ MUSTAFA AKKAYA BİRGÜL KURTULMUŞ ESMA NUR ŞAHİN
18 ORHANLI LİSESİ ERMAN AKBULUT ZEHRA KİRACI İLKNUR YANMIŞ
19 MUSTAFA SAFFET ANADOLU LİSESİ ALİ DEMİRKAYA SEÇİL ŞEKER DOĞDU SENA NUR FINDIKÇI
20 ÖZEL İSTİNYE UFUK FEN LİSESİ GÜRKAN ALDEMİR GÜRBÜZ AYDIN SENA ENİŞ
21 ÖZEL SADABAD LİSESİ İSMAİL HAKKI TAVMAN ALİ ÇAYLI SENA CEVAHİR
22 HÜSNÜ M. ÖZYEĞİN ANADOLU LİSESİ HÜSEYİN KARACA FİLİZ AYDIN KÜBRA AKTAŞ
23 ALTINŞEHİR LİSESİ ALİ HAYDAR KARAKUŞ ÜMMÜYE KÜÇÜKDOĞAN SEVDA GEMİCİ
24 KARTAL YÜKSEL İLHAN ALANYALI ANADOLU ÖĞRETMEN LİSESİ HÜSEYİN GÖZTOK SEDAT SANDİLAÇ SEVDA GEMİCİ
25 ÖZEL DEVRAN KOLEJİ MUSTAFA AKKAYA BİRGÜL KURTULMUŞ ŞEYMA NUR ÇALIŞIR
26 ÇAMLICA KIZ ANADOLU LİSESİ REŞİT SAĞLAM OYA EVLİYAOĞLU NACİYE YANIK
27 BEYLİKDÜZÜ ÇOK PROGRAMLI LİSESİ METİN ÇETİN ANIL BAKKALOĞLU MEHMET DÖNMEZ
28 ESATPAŞA ANADOLU TİCARET MESLEK LİSESİ SEMİH RASİH AKTAŞ AHMET KARAKAY RABİA NUR HACIOĞLU
29 ESATPAŞA ANADOLU TİCARET MESLEK LİSESİ SEMİH RASİH AKTAŞ AHMET KARAKAY FEYZA NUR GAYRET
30 MALTEPE ORHANGAZİ LİSESİ KEMAL YILDIZ NİLÜFER KOCAKUŞAK
NİHAL KOŞAR

2 Ekim 2012 Salı


“Kargalar ötmeye başlayınca bülbüller susar.”

Mevlana Celaleddin-i Rumi